Hikayeler – Pişmanlık
PİŞMANLIK
Kumsal adında bir genç kız vardı. Bu kız okulunda çok başarılıydı fakat ona dost gibi görünen bir kız arkadaşı vardı. Arkadaşı o kadar kıskançtı ki derste cevap versin onu bile kıskanırdı. Bir gün başka bir arkadaşı Kumsal’ı uyardı. Ona:
-Kumsal, Ada seni kıskanıyor, senin arkandan konuşuyor. Bence dikkat etmelisin, dedi.
Kumsal da cevap olarak:
-Ada’nın böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. O öyle biri değil, dedi.
Ama tabii ki içine kurt düştü. O kızın söylediklerini unutmaya çalıştı çünkü Ada’nın gerçekten böyle bir şey yapacağını sanmıyordu. Onunla çocukluktan beri arkadaştı. Bu zamana kadar onu hep dürüst, yardımsever ve anlayışlı olarak tanıdı. Lisede bile değişmeyen Ada, şimdi nasıl değişir ki? Bunu Ada’ya anlatamadı, onun kalbini kırmak istemiyordu.
Aylar geçti, Kumsal birinden hoşlanmaya başladı. Bu delikanlının adı Ege imiş. Ege gerçekten çok yakışıklıydı. Kumsal kendi kendine, ―Of Kumsal, onun çevresinde o kadar kız varken seni nasıl görsün ki!‖ diyordu. En sonunda bu duygularını içinde tutamayıp Ada’ya anlattı. Onu her gördüğünde Ege’ye hissettiklerini Ada’ya anlatıyordu.
Ada da Ege’den hoşlanmaya başladı. Çünkü Kumsal Ege’yi o kadar güzel ve iyi anlattı ki o da Ege’den hoşlanmaya başladı. Kumsal’ı her konuda kıskanan Ada ilk defa kendini kötü hissetti. Ege’yi unutmaya çalıştı ama unutamadı. Sonra da Ege de ondan hoşlanmaya başlayınca sevgili oldular. İki senelik birliktelikten sonra mezuniyete el ele geldiler.
Bunları duyan ve gören Kumsal çok üzüldü. Diplomasını alır almaz mezuniyet törenini terk etti. Mezun olduktan sonra Kumsal, Ada ve Ege ile hiç görüşmedi. Bu sırada Ada ve Ege evlendiler. Artık aşka ve dostluğa hiçbir şeye inanmıyordu.
Ta ki çalıştığı hastaneye yeni gelen doktoru görünceye kadar… Adı Mert‘ti. Mert ve Kumsal çok iyi arkadaş oldular. Birlikte sinemaya giderlerdi, piknik yaparlardı, yemek yerler hatta temizlik bile yaparlardı. Dostlukları bir süre sonra aşka dönüştü. Birlikte çok mutlu oldular.
Artık evlenmeye karar vermişlerdi. Karar verdikten bir yıl sonra evlendiler. İki yıl sonra bir kızları oldu. Adını Mina koydular. Mina büyüyüp okul çağına geldiğinde okul hazırlıkları başladı. Okulda çok sevdiği bir arkadaşı vardı. Adı Tuğba’ydı. Mina artık evde o kadar çok Tuğba’dan bahsediyordu ki artık anne ve babalarının tanışması lazımdı.
Bir gün Kumsal ve Mert, Tuğba‘nın anne ve babasını eve davet etti. Onlar da daveti kabul edip geldiler. Kumsal çok güzel ikramlar hazırladı. Bir vakit sonra zil çaldı. Kapıyı açtığında yıllar önce elinden hoşlandığı çocuğu alan Ada’yı gördüğünde başından kaynar sular döküldü, o an sanki dünya başına yıkıldı.
O toz konduramadığı, canından çok sevdiği arkadaşının eski hoşlandığı çocukla evlenmesi onda şok yarattı. Aynı zamanda Ada da vicdan azabı yaşadı ve inceden inceye utandı. Ege, Ada ve Kumsal arasında yaşananları bilmediği için onu gördüğü için sevindiklerini söyledi fakat Ada kendini kötü hissetti.
Sonra içeri girdiler, Mert ile tanıştılar. Kumsal çay koymak için mutfağa gittiğinde Ada da arkasından gitti ve ondan yaptığı her şey için özür diledi. Kumsal, biraz düşündükten sonra zaten Mert ile çok mutlu olduğunu, kaderin böyle olduğunu söyleyerek Ada’yı affetti.
Böylece yine çok iyi arkadaş oldular. Ayrıca aile dostu oldular. Artık çocuklarını birlikte parka götürüyorlar, kafeye gidiyorlardı. Artık tamamen çok iyi arkadaş oldular. Hayatlarının sonuna kadar hiç birbirlerini kıskanmadılar. Her şeyi birlikte yaptılar.
Sude ŞAHİN