Hikayeler – Abdullah Dedem

Hikayeler – Abdullah Dedem
A+
A-

ABDULLAH DEDEM

Yolcu vapurları yaklaşıp uzaklaşıyordu iskeleye. Sandallar gidip geliyordu Kadıköy-Haydarpaşa arasında. Martılar uçuşuyordu kıyıya yakın. Arada hızla inip denizden bir şeyler kapıyorlardı. Yükselişleri de inişleri gibi hızlı oluyordu. Ötüşleri kavgacı, öfkeliydi tümünün. Birbirlerinden denizi kıskanıyorlardı sanki. Düdük sesleri ile selamlaşan vapurlar; martı seslerini bastırıyordu arada bir…

İstanbul minareleriyle, kuleleriyle, görkemli yapılarıyla, güzel bir görünüm içindeydi. Gökyüzü mavi, güneş pırıl pırılsa; İstanbul daha da güzelleşir. Kadıköy’den bakanlar, güzelliği çoğalmış bir İstanbul görürler…

Kıyıdaki “Halkın Çay Bahçesi”ndeydik. Masamız ön sıradaydı. Güneşli günde İstanbul’u rahat görebiliyorduk. Dedem çay içiyordu. Benim de elimde meyve suyu şişesi vardı.
(…)

Dedem hep karşıya bakıyordu. Dudaklarında gülümseyişin gerginliği vardı. İki yıldır İzmir’de oturuyordu. Uzak kaldığı kentini çok özlemiş olduğu belliydi.
— İzmir de İstanbul kadar güzel mi dedeciğim? dedim.
Çayından bir yudum aldıktan sonra cevap verdi.
— İzmir mi? Hiç kuşkusuz İzmir de güzel bir kent. Ama gerçeği söylemek gerekirse: İstanbul bambaşkadır. Tüm dünya kentleri içinde ayrıcalığı vardır güzellikte. Baksana şu minarelere! Baksana kentin denize karşı görkemli duruşuna!.. Marmara Denizi ayna, İstanbul da ona bakan bir güzeller güzeli!..
(…)

Abbas ÇILGA

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.