Hacı Osman Efendi Hazretleri’nin Kuran’ın Fazileti Hakkında Kıymetli Dersleri

Allah Teala buyuruyor:
Ey kullarım, yüksek makam isterseniz Kuran’ı Kerim’in kıymetini bilin. Kuran’ı Kerim sizi en güzel yola sevkeder, cennete götürür. Allah’a itaat eden müslümanlara da müjde verir. Allah Teala Kuran’ı Kerim’in kıymetini bilen müslümanlara büyük bir makam vereceğini; sevap vereceğini vaad eder. Ahirete iman etmeyen kafirlerin de cehenneme gireceklerini haber verir.
Kuran’ı Kerim gibi insanı Allah’a götürecek hiçbir ibadet yoktur. Ne kadar çok okursan, büyük bir ibadet yapmış ve Allah’a en çok yaklaşmış olursun.
Vakti Saadette Ashabı Kiram Kuran’ı Kerim’i ezberlediler. Ellerinden geldiği kadar okudular ve okuttular. Onlardan sonra gelen ikinci asrın müslümanlarına gelince daha çok hafız yetiştirdiler. Bu kıyamete kadar böyle devam edecektir. Yeryüzünde en azından bir milyon hafız vardır. Halbuki hıristiyan ve yahudilerde kitaplarını ezberleyen yoktur. Bu şeref müslümanlara mahsustur. Çünkü Cenabı Ecelli ve Ala şöyle buyuruyor:
Ey kullarım, bu Kuran’ı okuyup ezberlemeyi kolay yaptım, yedi yaşındaki bir çocuk ezberliyor. Bunun Allah’ın kitabı olduğuna şüphe eder misiniz? Bu kitabı küçük bir çocuk ezberlerse daha ne gibi bir ispat istersiniz.
Bazı memleketlerde kadınlar bile hafız oluyor. Bunu insan yapabilir mi? Cenabı Hakk muvaffak ediyor.
İkinci asırda yedi tane kıraat imamı çıktı ve Kuran’ı Kerim’i yedi türlü okumayı yazdılar, talebe yetiştirdiler. Bizim okuduğumuz kıraata Asım Kıraatı denir. Büyük bir zat Cenabı Peygamber’den rivayet etmiştir. Cenabı Peygamber’den nasıl rivayet edildiyse öyle okudu. Elimizdeki mushaflar o şekilde yazılmıştır. Dünyanın hiçbir yerindeki Kuran’ı Kerim’in bir harekesinde bile şüphe edilir mi? Dünyanın hiçbir tarafında kimsenin Kuran’ı Kerim’in bir harekesinde yanlışlık vardır dediğini göremezsin.
Büyük kıraat imamlarından birisi de Hamza-i Zeyyad’dır. O, Cenabı Hakk’ın sevgili kullarındandır. Bir gün bu zatın yanına birisi gitmiş, bakmış ki ağlıyor. Ona:
– Neye ağlıyorsun?
– Bu gece rüyamda Cenabı Hakk’la dertleştim, önünde Kuran okudum.
– Nasıl oldu, anlat.
– Cenabı Hakk bana:
Ya Hamza, sana öğrettiğim gibi benim önümde bir hatim oku buyurdu. Bunun üzerine ayağa kalktım. Cenabı Hakk bana:
Otur, otur. Ben Kuran okuyanları severim buyurdu.
Ben de okudum. Kuran’ı Kerim’in yarısına gelince (İnneke bil vadil mukaddesi tuvev ve enahtartüke li ma yuha) diye okudum. Cenabı Hakk geçmeme razı olmadı:
Dur ya Hamza! (İnneke bil vadil mukaddesi tuva) diye duracaksın, sonra (ve enahtartüke li ma yuha) diyeceksin, buyurdu. Cenabı Hakk oku buyurdu, okudum. Yasin-i Şerif’e geldim. (Tenziylül aziyzir rahiym) diye okudum. Cenabı Hakk buna da razı olmadı. (Tenziylel aziyzir rahiym) diye okuyacaksın. Ben bunu böyle gönderim, Arş-ı Azam’ı taşıyan melekler ve okuyanların hepsi de bu ayeti böyle okurlar, sakın bunu unutma, ya Hamza, buyurdu.
Sonra Cenabı Hakk cennet bileziklerini getirdi, kollarıma taktı. Bu ikram, Kuran okuduğun içindir. Bir kemer getirdi belime taktı. Bu da oruç tuttuğun içindir. Sonra başıma bir taç koydu. Bu iltifatım da Kuran öğrettiğin içindir, buyurdu.
– Ağlamayayım mı, ben kimim ki O yüce yaratıcının önünde hatim indirdim? dedi.
Yine bir gün, bir kimse Hamza-i Zeyyad’ın yanına gitti. Baktı ki ağlıyor, yüzünü toprağa sürüyor.
– Yine ne oldu, neye ağlıyorsun?
– Bu gece rüyamda yine Cenabı Hakk’la dertleştim.
– Anlat bakalım, nasıl oldu?
– Cenabı Hakk, Kuran’ı ezberleyenleri, iyi okuyanları getirin, buyurdu.
Kuran’ı Kerim okuyanlar toplanınca Cenabı Hakk’dan ittika etmemiş olanları, Allah için okumayanları, menfaat temin etmek için okuyanları buradan çıkarın, buyurdu. Bunun üzerine korktum, oradan kaçmaya çalıştım. Adım ile çağırdılar: Ya Hamza, gel dediler.
İçeriye girdim. Öyle bir saraya girdim ki, bütün hafızlar ve iyi kıraat yapanlar orada idiler. İçeriden bülbül sesi gibi sesler geliyordu. Titremeye başladım. Bana:
Korkma, sana bir şey yoktur; çık, Kuran oku. En son ayette sana makam vereceğiz dediler. Baktım ki, beyaz bir kürsü kurulmuş. Üzerine çıktım, okumaya başladım. Sure-i Enam’a geldim:
Ben O Allah’ım ki, kullarımı ölümle kahrettim. Onları avucuma aldım, hiç kaçamıyorlar. Ecelleri gelince canlarını alıyorum. mealindeki altmışıncı ayete gelince hala kimin huzurunda okuduğumdan haberim yoktu. Meğer Cenabı Hakk’ın huzurunda okuyormuşum. Allahu Teala buyurdu ki:
– Ya Hamza, Kahhar değil miyim, hiç kimse ölümden kaçabiliyor mu?
– Kahhar’sın, ya Rabbi dedim.
– Ya Hamza, oku buyurdu.
Okudum, Sure-i Araf’a geldim. Secde ayetine gelince secde etmek istedim. Cenabı Hakk buyurdu:
– Ya Hamza! Yeter, yeter. Bu Kuran’ı sana kim öğretti?
– Ya Rabbi, Süleyman el-Ameş’den okudum.
– Süleyman’a kim okuttu?
– Hz. Ali (r.a.) okuttu.
– Ali’ye kim okuttu?
– Cenabı Peygamber (as) okuttu.
– Peygamberim’i kim okuttu?
– Cibril-i Emin okuttu.
– Cibril’i kim okuttu buyurunca:
– Ya Rabbi! Sen okuttun demeye dilim varmadı, korktum. Bunun üzerine Cenabı Hakk:
– Sen öğrettin, Sen öğrettin de ya Hamza buyurdu.
– Ya Rabbi, Sen öğrettin, Sen öğrettin dedim. Allahu Teala şöyle buyurdu:
Doğru söyledin, ya Hamza. Kuran’ı Kerim’in hakkı için onunla amel edenlere ve onu okuyanlara ikram edeceğim. Kuran’ı Kerim benim kelamımdır. Onu okuyanları sevdiğim gibi hiçbir kimseyi sevmedim.
Cenabı Hakk’a vasıl olmanın en kestirme yolu Kuran’ı Kerim’i çok okumaktır. Cenabı Peygamber (sav)’e vasıl olmanın en kestirme yolu ise salavatı şerifeyi çok getirmektir.
Her müslümanın senede hiç olmazsa iki defa hatim yapması üzerine borçtur. Şayet yapmayacak olursa Kuran, kıyamet günü ondan davacı olacaktır. İnsan hiç okumasını bilmese bile Fatiha ve İhlas surelerini okumalıdır. Sure-i Fatiha’yı okumayı yedi, Sure-i Yasin’i on, Sure-i İhlas’ı üç defa okumayı bir hatim yerine sayarlar. Evinde bereket olmasını istiyorsan elinden geldiği kadar Kuran’ı Kerim’i oku ve okut.
Sonra Cenabı Hakk: Ya Hamza, gel buyurdu. Ben de Huzur-u İlahiyyesine gittim. Cenabı Ecelli ve Ala kudret elini güzel kokuların içine soktu. Başımdan aşağıya kadar vücuduma sürdü ve buyurdu:
Ya Hamza! Bu ikramı yalnız sana yapmıyorum. Senden daha yüksek, senin gibi ve senden daha aşağı okuyanlara da bu ikramı yapacağım. Benim rızam için okuyanlara da bu ikramı yapacağım. Benim rızam için okuyanlara da bu iltifat vardır. Sizin için hazırladığımız iltifat, itibar ahirette bundan daha fazladır. Ya Hamza! Benim rızam için Kuran okuyanları ne kadar sevdiğimi onlara haber ver, sevdiğim en güzide kullarım ehli Kuran olanlardır.
Cenabı Hakk bir beldeyi helak etmek için melekleri gönderdi. Sonra onları geriye çevirdi. Melekler:
– Ya Rabbi, onları neden affettin dediler. Cenabı Hakk buyurdular ki:
– Onlar bir çocuğa Besmele çektirdiler. Onun hürmetine Ben de onları affettim.
Besmele-i Şerife çektirmenin ve Kuran okutmanın sevabını ve faziletini idrak etmelidir ki, memleketten ne kadar musibetleri kaldırıyor. Sonra Cenabı Hakk:
– Ya Hamza! İzzetim ve Celalime yemin ederim ki, Benim için Kuran okuyan dillere azap etmem. Onu anlayan kalp, işiten kulak ve gören gözlere azap etmem buyurdu.
– Subhanek ya Rabb dedim.
– Ya Hamza! Kuran’a bakanlar nerede? buyurdu.
– Ya Rabbi, hafızları mı istiyorsun?
Cenabı Hakk buyurdu ki: Evet, kıyamet günü onlar bana kavuşana kadar ben onlar içinimdir. Onlar bana kavuştukları vakit her bir ayetin mukabilinde onlara bir makam vereceğim.
Cenabı Hakk Kuran okuyun, yükselin buyuracaktır. Kişi, amel etmediği ayete gelince okuyamayacaktır. Zira amel etmek şarttır.
Arif PAMUK – Resulullah’ın Dilinden Surelerin ve Duaların Esrarı, Hikmeti, Fazileti – Pamuk Yayıncılık






