İKİ KARDEŞİN FEDAKARLIĞI İki kardeş çiftliklerinde birlikte çalışıyorlardı. Kardeşlerden biri bekârdı ve yalnız yaşıyordu. Öteki ise evliydi ve kalabalık bir ailesi vardı. Her günün sonunda kardeşler, ne kadar kazanmışlarsa eşit olarak paylaşırlardı. Bir gün bekâr kardeş, kendi kendine şöyle düşündü: “Paramızı eşit şekilde paylaşmamız, bence hiç de doğru değil. Ben...
0
9
OLAYLI TATİL Bir yaz günüydü Melih ve arkadaşları dışarıda geziyorlardı. Çok sıkılmışlardı hepsi ne yapabiliriz diye düşünüyordu. Melih, ortaya lunaparka gidebiliriz, diye bir fikir sundu. Biraz düşündüler ama bunu daha önce yaptıkları için çok eğlenmeyeceklerini anladılar. Birkaç saat ne yapabileceklerini konuştular. Melihin arkadaşı olan Kemal bir öneri sundu ve denize...
15
ATATÜRK’Ü SON GÖRÜŞÜM Eylül ayında İstanbul’da Suadiye’deki evimizde oturuyorduk. Öğleden sonra saat 5 yakınlarında telefona bizim evi aradılar. Büyükkada Polis Karakolundan bir komiser arıyordu. Diyordu ki: “Atatürk, Kazım Paşa ile beraber Acar Motoru ile adadan hareket etmek üzeredir. Paşayı Kadıköy Vapur İskelesine bırakacaktır. Evden otomobili paşayı almak üzere Kadıköy Vapur...
8
KAYBOLAN KIZIN HİKAYESİ Köylülerle eşleri kasabaya doğru gidiyordu. Kasabada eğlence vardı. Tüm köy yolları kapalıydı. İnsanlar kasabaya doğru yürümeye başlamıştı. 2 kardeş Emre ve Derya yolda güle oynaya gidiyorlardı. Annesi arkadan sesleniyordu, “Koşmayın, yavaş!” diye, onlar ise annelerini dikkate almıyorlardı. Kasabaya vardıklarında gösteri başlamıştı. Emre ve Derya sandalyelere oturdular ve...
8
BİBLİYO FİL Küçük fil, annesiyle birlikte çarşıda alışveriş yaparken yanlarından gözlüklü, fularlı bir fil geçti. Küçük fil, bu yaşlı filin yakasında parlayan rozetten gözünü bir türlü alamadı. O kadar beğenmişti ki rozeti. Anne, dedi, o yaşlı filin yakasında çok güzel parlayan bir şey vardı. Üzerinde de Bibliyo Fil yazıyordu. Nedir...
11
KİBİRLİ GENÇ Yaz aylarının son ayı olan Ağustos bitmek üzereydi. Mert sekizinci sınıfa başlayacaktı, bu yüzden okulu açılacağı için hüzün ve mutluluğu aynı anda yaşıyordu. Mert, sürekli ders yapmayı sevmezdi. Ama annesi onu iyi bir yere gelmesi için sık sık uyarıyordu: ―Mert! Şu ödevlerini yap artık. Mert, geç kalma ders...
17
BİR ÇOCUĞUN HAYALİ Güneşli bir sonbahar sabahıydı. Perdenin arasından sızan gün ışığının sıcaklığıyla güne uyandı. Önce kollarını yukarı kaldırarak gerindi, sonra yataktan kalktı. Yavaşça güneşin geldiği yöne doğru yürüdü. Elleriyle dokunarak perdeyi buldu ve araladı. Pencereye dokundu, pencere kolunu bulup pencereyi açtı. Hava diğer günlere göre daha rüzgârlıydı. Elini pencereden...
12
ATATÜRK’ÜN KÜÇÜK KULÜBESİ Atatürk yorulduğu zaman biraz dinlenmek için çok sevdiği atıyla gezintiye çıkıyordu. Ata binmeyi çok seviyordu. Söğütüzü kıyılığına geldiğinde küçük bir dere gördü. Derenin içi yanında yüz kadar söğüt ağacı vardı. Her taraf yemyeşildi. Söğüt yapraklarının hışırtısıyla derenin sesi birbirine karışıyor, insana tatlı bir ninni gibi geliyordu. Atatürk,...
44
ISSIZ KASABA Kocaman bir dağın eteklerinde birkaç evden oluşmuş bir kasaba vardı. Evler olmasına rağmen burada hiç kimse yaşamıyordu. Mustafa Bey iş bulmak amacıyla gittiği yerden gelirken burasını keşfetmişti. Eşi Gülşen, çocukları Serhat ve Sevgi ile bu kasabaya yakın bir yerde yaşıyordu. Yakın zamanda işten çıkarılmış ev kirasını dahi ödeyemeyecek...
32
HAYALLERİN ÖTESİNDE Dar, uzun mahalle aralarında yapılan futbol maçları… O yapılan maçlardan başka bir şey keyif vermiyordu bir elin parmakları kadar olan bu genç adamlara. Öyle severek oynuyorlardı ki bu oyunu, sanki o an kıyamet kopsa haberleri olmayacak. Bir cuma günü yine bu beş genç beraberlerdi okuldaki tören sırasında. Hani...
9
SESSİZ OTOYOL Kanlı dolunayın olduğu bir gecede, tenha ara sokaklarda geziyordun. 1 gündür bir şey yemediğin için karnın gurulduyordu. Hapishaneden yeni çıktığın için kimse sana iş vermiyordu. İşsizdin. Gecekonduların olduğu bir sokakta yeni boyanmış siyah bir araba vardı. Bir karnına bir de arabaya bakıyordun. Açlığa yenik düştün. Etrafa baka baka...
12
Sonraki sayfa »
Daha Fazla İçerik Yükle
Yükleniyor...










