Sosyal Çalışmacı Ünvan Değişikliği Sınavı Konular ve Çıkmış Sorular 8

Sosyal Çalışmacı Ünvan Değişikliği Sınavı Konular ve Çıkmış Sorular 8
68
A+
A-

Toplumsal Norm: Belli bir durumda toplum içinde nasıl davranılması gerektiğini gösteren ve yaptırım gücü taşıyan kurallar sistemidir. Pozitivist yaklaşım, suç davranışının kaynağının dış kaynaklardan etkilendiğini kabul eder ve bu nedenle suçu önlemek için suçluların tedavi edilmesi gerektiğini söyler. Klasik ekolün aksine, pozitivistler suçlu davranışın biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıktığını savunurlar. Pozitivist yaklaşımın temsilcilerinden biri olan Lombroso’ya göre suçlulara yönelik geliştirilen cezaların amacı, onları cezalandırmak yerine onları rehabilite etmeye yönelik olmalıdır. Sosyal hizmet bakış açısı, pozitivist yaklaşımı büyük ölçüde destekler. Müracaatçıların yasal sistemlerden mümkün olduğu kadar çok faydalanması amacıyla sosyal hizmet uzmanı savunuculuk rolü üstlenmiştir. Adli alanda yapılan uygulamalara adli sosyal hizmet denilmekte ve adli sosyal hizmet, toplumun yasal ve insani hizmet sistemleri arasında bağlantı kuran özel bir mesleki alanı olmakla birlikte uzmanlık gerektiren bazı aktiviteleri gerektirmektedir. Örneğin bu alanda çalışan profesyonellerin; çocuk istismarı ve ihmali, suça yönelme, boşanma, ebeveyn sorumluluklarını yerine getirememe gibi durumları tespit edebilmek amacıyla özel bilgi ve beceriye sahip olması beklenmektedir. Ayrıca mahkemeye bilirkişi olarak sunması gereken raporları yazmak da özel bilgi ve beceriler arasında yer almaktadır.

Sosyal hizmet uzmanları adli sosyal hizmet alanına doğrudan ve dolaylı olarak etki etmektedir. Doğrudan etki bu sistemin içerisinde aktif görev alarak (örneğin çocuk ve aile mahkemelerinde çalışarak, çocuk ve ailelerine yönelik ev ziyaretleri ve çeşitli görüşmeler yoluyla hazırladıkları raporları mahkemeye sunarak) gerçekleşir. Dolaylı etki ise sosyal hizmetin doğasında var olan savunuculuk, adaleti sağlama, yetkinlik gibi değerler ile sağlanmaktadır. İnsan haklarına aykırı uygulamalar ile mücadele ederek toplumun farkındalığının artırılmasını, yasal düzenlemelerin yenilenmesini ya da yasaların uygulanmasında rol alarak adalet sistemine dolaylı etki sağlamaktadır.

Adli sosyal hizmet “Yasalarla, yasal konularla ve davalarla, hem ceza hem suç adaleti sistemleri içinde ilgilenen ve çocuk refahı, çocuk velayeti, boşanma, suça itilen çocuklar, akrabaların sorumluluğu, refah hakları, zorunlu tedavi programları ve yasal yeterlilik konularını içeren uzmanlık alanıdır.” Sosyal çalışmacının görevi;

  • Mağdurlara yardım etme programlarında görev alma; mağdurların ihtiyacı olan yardım ve güvenlik önlemlerini alır ve eğer mağdur isterse suçlu ile görüşmelerini düzenler (Ülkemizde Adalet Bakanlığı bünyesinde Mağdur Hakları ile ilgili birim 2014 yılında kurulmuştur).
  • Mahkûmların tahliye sonrasına ilişkin hazırlıklarını destekleme ve kalacak yeri olmayan mahkûmların toplum kaynaklarına ulaşmasını sağlama
  • Suç önleme programlarında görev alma
  • Göçmen aileleri ve çocukları ile çalışma
  • Şartlı tahliye hizmetleri ve denetimli serbestlik hizmetleri içerisinde madde bağımlılarına danışmanlık hizmeti verme
  • Ağır ruhsal rahatsızlıkları veya madde bağımlılığı olan evsiz kişilere ev desteği sağlayan kurumlarda görev alma
  • Aile içi şiddetten korunmak için oluşturulan sığınma evlerinde çalışma (Genellikle cinsel istismara uğramış olan kadın ve çocuklarla ilgili programlarda görev alır.)
  • Denetimli serbestlik hizmetlerinde görev yapma
  • Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur.

Sosyal hizmetin amacı, bireyin doğasında var olan gücünü harekete geçirip fonksiyonelliğini artırmak ve toplum refahına katkıda bulunmaktır. Adli sosyal hizmet uzmanlarının amacı ise;

  • Aldığı mesleki eğitimle bağlantılı olarak müracaatçısının yüksek yararı için en doğru kararı almak ve onun topluma faydalı bir birey olmasına yardım etmek,
  • İnsanların kişisel ve sosyal ihtiyaçları konusunda hukuk profesyonellerine (avukat, hakim, savcı) bilgi vermek,
  • Meslektaşlarını yasal mevzuat hakkında bilgilendirmek olarak özetlenebilir.

Şartlı tahliye, uzun süre cezaevinde kaldıktan sonra koşullu olarak özgürlüğüne kavuşan kişilere, cezaevinin olumsuz etkilerini azaltmak ve sosyal rehabilitasyonlarını sağlamak amacıyla uygulanmaktadır. Şartlı tahliye (Koşullu salıverilme): Hapis cezasının infaz şekillerinden biridir. Çağdaş ceza hukukunun gayesi olan ıslah yolunda iyi hâl gösteren mahkûmun, mahkûm olduğu hürriyeti bağlayıcı cezasının, kanunun gösterdiği bir bölümünün dolmasıyla, kalan ceza süresinde kasıtlı bir suç işlememesi ve konulan şartlara uyması, aksi takdirde bu hakkın geri alınması şartı ile yetkili merciin kararıyla serbest bırakılmasıdır. Koşullu salıverilme ilk olarak İngiltere’de 1717 yılından itibaren uygulanmış olup kalabalık cezaevlerini boşaltmak amacıyla ortaya çıkmıştır.

Değerlendirme Raporu (Sosyal İnceleme Raporu): Sosyal hizmet uzmanlarının en çok yazdığı rapor türüdür. Başta çocuk mahkemesinde olmak üzere sosyal hizmet uzmanı mahkemeye sunmak için sosyal inceleme raporu hazırlar. Sosyal inceleme raporu bireyi biyo, psiko, sosyal açıdan inceleyen ve değerlendiren bir rapordur. Raporda odak bireydir. Bireyi sistem ve ekolojik yaklaşım olmak üzere temel sosyal hizmet yaklaşımları çerçevesinde değerlendirir.

Adli Sosyal Hizmet Uzmanının Rolleri

  • Danışmanlık: Psikososyal danışmanlık, arabuluculuk ve grup danışmanlığı
  • Rapor Yazmak: Mahkeme raporları, sosyal inceleme raporları
  • Vaka Yöneticiliği
  • Araştırmacılık ve değerlendiricilik
  • Savunuculuk: Vakaları veya yasaları savunmak
  • Bilirkişilik: Mahkeme de tanıklık, uzmanlık alanı ile ilgili rapor yazmak

Mağdur ile yapılan çalışmalarla, kişinin yaşadığı travmatik süreci azaltmak amacıyla psikososyal müdahaleler yapılabilir. Ayrıca sosyal hizmetin temel yaklaşımlarından biri olan Güçlendirme yaklaşımı ile bireyin güçlü yönlerini fark etmesi ve yaşamını yapılandırmasına katkı sağlanır.

1- Aşağıdakilerden hangisi sosyal hizmet uzmanlarının, adli sosyal hizmet alanında yaptığı işler arasında yer almaz?

a. Mağdurlara yardım etme programlarında görev alma
b. Suç önleme programlarında görev alma
c. Koruyucu ailelerle çalışma
d. Göçmen aileleri ve çocukları ile çalışma
e. Şartlı tahliye hizmetleri ve denetimli serbestlik hizmetlerinde çalışma

2- I- Risk faktörleri
II- Ailevi durumu
III- Suça yönelme nedeni
IV- Görgü şahitlerinin suç ile ilgili düşünceleri
V- Tutuklanma şekli
Adli sosyal hizmet uzmanı, adli süreçle ilişkili olan müracaatçısı ile yaptığı psikososyal değerlendirme sonucunda mahkemeye sunduğu raporda müracaatçı ile ilgili yukarıdaki unsurlardan hangisine yer verir?

a. I- II ve III
b. I- III ve IV
c. I- II- III ve IV
d. I- II- III- IV ve V
e. II- III- IV ve V

3- Aşağıdakilerden hangisi sosyal hizmet uzmanının, adli sosyal hizmet alanı kapsamında çalıştığı gruplardan biri değildir?

a. Failler
b. Tutuklular
c. Mağdurlar
d. Eski mahkumlar
e. Evde bakım müracaatçıları

4- Aşağıdakilerden hangisi adli sosyal hizmet uzmanlarının amaçlarından biri değildir?

a. Bireyin doğasında var olan gücünü yok etmek amacıyla faaliyetler yapmak
b. Müracaatçının yüksek yararını gözetmek
c. Müracaatçı ile ilgili en doğru kararı alarak topluma faydalı birey olmasına yardım etmek
d. Müracaatçısının kişisel ve sosyal ihtiyaçları konusunda hukuk profesyonellerini bilgilendirmek
e. Meslektaşlarını yasal mevzuat hakkında bilgilendirmek

5- Aşağıdakilerden hangisi adli alanda çalışacak olan sosyal hizmet uzmanlarının sahip olması gereken bilgi, beceri ve deneyim alanlarından biri değildir?

a. Ruh sağlığı hastalıkları
b. Suça itilmiş çocuklar
c. Madde bağımlılığı
d. Şartlı tahliye
e. Geriatrik hastalıklar

6- Toplumsal normlarla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a. Norm belli bir durumda toplum içinde nasıl davranılması gerektiğini gösteren ve yaptırım gücü taşıyan kurallar sistemidir.
b. Normlar standarttır, birkaç tane olur ve her duruma uyarlanır.
c. Tüm normlar yazılı kuralları içerir.
d. Normlara uymayanlar hukuki yaptırımlarla karşılaşır.
e. Normlara uymayan bireyleri, toplum özgürlükçü ve yüksek statülü insanlar olarak kabul eder.

7- Aşağıdakilerden hangisi Günümüzde adli sosyal hizmet alanının gelişmesinde etkili olan faktörlerden biridir?

a. Faillerin bireysel becerilerinin farkına varmak
b. Faillerin olumlu yanlarının da olduğunun farkına varılması
c. Kamuoyunun faillerin değişebileceğine inanması
d. Toplumun faillere yönelik nefretinin baskılanması ihtiyacı
e. Faillerin en etkili şekilde cezalandırılmasına duyulan gereksinim

8- Aşağıdakilerden hangisi adli sosyal hizmet uzmanının rolleri arasında yer almaz?

a. Danışmanlık
b. Rapor yazmak
c. Vaka Yöneticiliği
d. Savunuculuk
e. Müracaatçı adına karar verme

9- Aşağıdakilerden hangisi adli sosyal hizmet uzmanının etik sorumluluklarından biridir?

a. Müracaatçıya ait bilgilerin gizliliğini korumak
b. Müracaatçı ile sempatik ilişki kurmak
c. Bilgi ve becerisinin yeterli olmadığı konularda da müracaatçıya hizmet sunmak
d. Müracaatçısının tüm isteklerini yerine getirmek
e. Müracaatçısı ile hediyeleşerek iyi ilişki kurmaya çalışmak

10- Türkiye’de adli sosyal hizmetin durumu ile ilgili aşağıda yer alan bilgilerden hangisi yanlıştır?

a. Türkiye’de adli sosyal hizmet uygulamaları başlangıç aşamasındadır.
b. Ceza infaz kurumlarında psikososyal servis biriminde sosyal hizmet uzmanı çalışmaktadır.
c. Çocuk mahkemelerinde sosyal inceleme raporu zorunludur.
d. Türkiye’de adli sosyal hizmet alanında dünyaya rehberlik yapabilecek çalışmalar gerçekleştirilmektedir.
e. Adalet Bakanlığınca sosyal çalışma görevlisi olarak öğretmen, sosyolog ve aile ve tüketici bilimleri gibi meslekler de istihdam edilmektedir.

Suç Kavramının Tanımlanması ve Suçlu Davranışı Açıklayan Teoriler

Bir eylemin suç sayılabilmesi için yasalarda suç sayılan eylemler arasında yer alması ve işlenmesi hâlinde verilecek cezai yaptırımın belirtilmesi gerekmektedir. Habil ile Kabil’in hikâyesinden kutsal kaynaklarda ilk suç olarak bahsedilmektedir. “Kriminoloji” terimi, diğer bir deyişle suç bilimi, ilk olarak Fransız bir doktor olan Topianard tarafından kullanılmış olup bu isimle yayımlanan ilk eser ise 19. yüzyılda yaşamış olan Garofalo tarafından kaleme alınmıştır.

Bireysel Teoriler: Bireysel teoriler suça ilişkin olarak ortaya atılan ilk teoriler olup suçu tek nedenle açıklamaya çalışır. İlk teoriler; klasik ekol, neo klasik ekol, pozitif ekol ve coğrafik ekol olarak bilinmektedir.

Klasik ekol, kişilerin suç davranışında bulunabileceğini, bu davranışların ceza korkusu ile kontrol edilebileceğini ve kişilerin ancak bu şekilde toplumun düzenine, kanunlarına saygılı olabileceğini belirtmektedir. Klasik ekolde en çok yer alan isimler; Cesare Beccaria ve Jeremy Bentham’dir.

Neoklasik ekole göre ceza, suçluya değil suça uygun olmalıdır. Neoklasik ekol temsilcileri, klasik ekolun ortaya koyduğu cezaları oldukça sert bulmuşlar ve klasikçilere ağır eleştiriler getirmişlerdir.

Pozitif ekole göre suçlu davranış; bireyin özgür iradesi dışında, tamamen biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu ekolün en önemli temsilcileri; Cesera Lombroso, Enrico Ferri ve Raffaele Garofalo’dur. (doğuştan suçluluk öğretisi)

Coğrafi ekol, sosyal koşulların ve içinde yaşanılan coğrafi etmenlerin suç davranışı üzerinde etkili olduğu görüşüne dayanır. Bu ekolün en bilinen isimleri; Montesquieu, Adolph Quetelet ve Guerry’dir. Montesquieu ekvatora yaklaştıkça suçluluk oranında artış olduğunu ileri sürmüştür. Quetelet de kişilere karşı işlenen suçların güneyde ve sıcak mevsimlerde, kuzeyde ve soğuk mevsimlerde ise mülkiyete karşı işlenen suçların daha yüksek oranda görüldüğünü savunmuştur.

Biyolojik teoriler, suç davranışını açıklamada biyolojik faktörleri temel almaktadır. Biyolojik teorisyenler, insanlardaki suç eğilimini biyolojik ve genetik özelliklere bağlayarak bazı insanların suçlu olarak doğdukları görüşünü temel almakta, çevresel koşulları biyolojik gücü etkilemekte olan bir potansiyel olarak görmektedir. Lombroso suçluların fiziksel özelliklerini; normalden kısa boy, vahşi ve sert bakış, küçük kafatası, uzun kollar, dar alın, çukur ve eğri gözler olarak tanımlamıştır.

Biyolojik yapı ile suçluluk arasındaki ilişkiler William A. Sheldon tarafından da araştırılmıştır. Sheldon suçun biyolojik faktörlerle ilişkisini konu edinen araştırmasında “davranış yapının işlevidir” görüşünden hareket etmiş ve insanları beden yapılarına göre üç gruba ayırmıştır. Endomorf tip bireyler; yuvarlak bedenli, kısa, küçük kemiklidir. Ektomorf tip bireyler; hassas, nazik, ince uzun, düşük omuzlu, küçük yüzlüdür. Mezomorf tipli bireyler ise kemikli, geniş göğüslü, adaleleri gelişmiş atletik özelliklere sahiptir ve Sheldon’a göre suç işleyenler en çok bu gruptan çıkmaktadır.

Psikolojik Teoriler

Psikolojik teoriler; psikanaliz ve suç, zekâ ve suç, kişilik ve suç başlıkları altında incelenmektedir.

Psikanaliz ve Suç: Bilinçaltına ve bilinçaltının insan davranışını yönlendirmesine dayanan psikanaliz, Freud tarafından geliştirilmiş, Freud’dan sonra Adler ve Jung ile devam etmiştir. Psikoanalitik görüşe göre libido kişinin davranışlarını belirlemekte ve bireyler suça birtakım bilinçaltı kuvvetler, güdülenmeler tarafından itilmektedir. Freud, nevroz ve psikozun antisosyal davranışların nedenleri olduğunu belirtir. Psikoanalitik görüşe göre suç davranışı; id, ego ve süper ego arasındaki ruhsal çatışmanın bir belirtisidir.

Kişilik ve Suç: Suçlu davranışta kişilik özelliklerini belirlemeye yönelik yapılan ilk çalışmalarda, yasaları bozan uyumsuz bireylerin kişilik özelliklerine bakılmıştır. Suçlu olanlar ile suçlu olmayanlara kişilik testleri verilerek kişilik özellikleri arasındaki farklar belirlenmeye çalışılmış ve hiçbir özelliğin suçlu kişilik oluşumunda etkili olmadığı bulunmuştur.

Zekâ ve Suç: Lombroso’dan sonra suçluluk, beden yapısı yerine zihinsel yetersizlikle açıklanmıştır. Bu kuramın savunucusu Goddard, zihinsel yetersizliği olan her bireyin suçlu olduğunu belirterek, zekâ geriliği olan bireylerin davranışlarının sonuçlarını ve yasaların kapsamını anlayamadıkları için suç işlediklerini ifade etmiştir.

Sosyolojik Teoriler

Bu başlık altında sosyal yapı ve sosyal süreç teorileri incelenmektedir.

Sosyal yapı teorileri içerisinde en çok bilinen Durkheim’in teorisidir. Durkheim’e göre suç evrensel bir olgudur, toplumdaki var olan normların bir parçasıdır ve aynı zamanda toplumların değişmesinde etkili olmaktadır. Bir toplumdaki suç oranının artması sosyal değişme ihtiyacının bir göstergesidir. Bu bölümde sosyal yapı teorileri içinde; anomi/gerilim teorileri, alt kültür teorileri ve sosyal ekoloji yaklaşımı vardır.

Anomi/Gerilim Teorileri: Durkheim’in kriminolojiye yaptığı katkılardan biri de “anomi” kavramıdır. Anomi, toplumsal değer ve standartların bozulması ve/veya kaybolması sonucu sosyal düzenin bozulmasıdır. Toplumsal hayatı düzenleyen eski norm ve kurallar yeni ortaya çıkan durumu düzenlemekte yetersiz kalır. Bu kuralsızlık ve normsuzluk durumuna “anomi” denir.

Merton, sınıflı toplumlarda alt sınıf mensubu bireylerin üst sınıfa ulaşmak için eşit fırsatlara sahip olmadıklarını belirtmektedir. Alt sınıfın çok az sayıda üyesinin üst sınıflara ulaşabildiğini ve diğer alt sınıf üyelerinin üst sınıfa ulaşabilmek için gayrimeşru yollara sapma baskısı altında olduklarını iddia etmiştir. Merton, insanların bu tarz gerilimle karşı karşıya kaldıklarında bu duruma beş farklı şekilde uyum sağlayacaklarını belirtmiştir. Bunlar; Uyumluluk, Yenilikçilik, Şekilcilik, Geri Çekilme ve İsyankârlık.

Alt Kültür Teorileri: Albert Cohen. Alt kültür teorisi, toplumdaki bazı çocuk ve gençlik gruplarının (çeteler vb.) davranışlarını açıklamakta kullanılabilir. Sorumluluk, beceriye değer vermek, çok çalışmak, başarılı olmak, görgülü ve saygılı davranmak, her türlü şiddeti kontrol altında tutmak, zamanı iyi kullanmak, fırsat bulduğunda topluma yararlı hizmetlerde bulunmak, mülkiyete saygılı olmak gibi orta sınıf değerlerine karşı çıkarak öncelikle mala karşı şiddete başvururlar.

Sosyal Ekoloji Yaklaşımı (Sosyal Düzensizlik Teorisi): Bireysel ve psikolojik özelliklerin suç davranışı üzerindeki etkisini yadsımadan suçluluk oranlarında toplumun karakteristik özelliklerinin daha etkili olduğunu savunur. Bu yaklaşımın en bilinen örneği Chicago Okuludur. Chicago, 19. yüzyılda hızlı sanayileşme ve kentleşme ile birlikte büyük oranda göç almış ve bununla beraber kentte suçluluk oranları da artmıştır. Suç oranlarının arttığı bölgeleri belirlemek amacıyla birçok araştırma yapılmaya başlanmıştır. Bu alanda yapılan ilk çalışmalardan biri Robert E. Park ve Ernest W. Burgess’ın “İnsan Ekolojisi (Yoğunlaşma modeli)” modelidir. Burgess, Chicago’nun demografik özelliklerini, nüfus hareketlerini incelemiş ve şehrin rastgele meydana gelmediğini belirterek Chicago’yu nüfus, fiziksel, ekonomik ve sosyal yapı özelliklerine göre beş farklı ortak merkezli bölgeye ayırmıştır. Yoğunlaşma modeline göre suç en çok şehrin geçiş bölgesinde görülmektedir. Kriminolojinin en etkili teorilerinden biri, suç ekolojisi yaklaşımında bir dönüm noktası olan Sosyal Düzensizlik Teorisidir.

Sosyal Süreç Teorileri

Sosyal süreç teorileri içinde; sosyal öğrenme teorileri, kontrol teorisi ve etiketleme teorisi yer almaktadır.

Sosyal Öğrenme Teorisi: Suçun öğrenildiği tezine dayanır. Bu teoriler Gabriel Tarde’nin “taklit” teorisini temel alır. Tarde, toplumda moda ve gelenekler olmak üzere iki tip değerler sistemi olduğunu belirtir. Bunlardan moda genellikle kentlerde, gelenekler ise kırsal kesimlerde ağırlıklı olarak görülür. Gelenekler daha kalıcı ve yavaş değişirken moda ise geçicidir, hızlı değişir ve taklit yoluyla yayılır. Tarde, “Taklit Yasaları” adlı kitabında taklidin üç şekilde gerçekleşeceğini açıklamaktadır: (1) İnsanların diğer bireyleri taklit etmesi birbirleriyle yakın ilişkilerde bulunma oranlarına bağlıdır. (2) Alt seviyede olan bireyler üst seviyede olanları taklit eder. (3) Yeni biçimler eskilerin yerini alır.

Kontrol teorileri iç ve dış kontrol mekanizmaları üzerine yoğunlaşan iki ana akım olarak gelişmiştir. Kontrol teorilerinin önde gelen kuramcılarından biri Nye’dir. Nye, sosyal kontrolün sosyalleşme sürecinden kaynaklandığını belirterek bireyin kendi doğru yanlış bilincini geliştirdiğini, bununda içselleştirilmiş kontrol (öz-kontrol) olduğunu, aynı zamanda dolaylı olarak sevgi, şefkat beslediği kişiler olan anne babaları tarafından da kontrol edildiklerini (sosyal bağ), kurallara uymadıkları zaman da onlar tarafından cezalandırıldıklarını belirtmektedir.

Sosyal Bağ Teorisi dört unsurdan oluşmaktadır:

  • Bağlılık
  • Kendini Adama
  • Katılım
  • İnanç

Damgalama (Etiketleme) Teorisi: Tannenbaum; toplumun, bireyin yaptığı hataları sürekli yüzüne vurmasının ve bunları sık sık gündeme getirmesinin hata yapan insanların yeni bir başlangıç yapmasına fırsat vermeyeceğini belirtir. Dolu damgalama döngüsünü; baskın statü, geçmişe dönük yorum yapma ve kendini gerçekleştiren kehanet olarak üç başlıkta incelemiştir.

İnformal: Resmi olmayan, kanunen geçersiz demektir.
İstihdam: Ülkedeki mevcut iş gücünün ekonomik faaliyetler içerisinde sürekli biçimde çalıştırılmasıdır.

1- Aşağıdakilerden hangisi suçu açıklayan bireysel teorilerden biri değildir?

a. Klasik Ekol
b. Eleştirel Ekol
c. Neoklasik Ekol
d. Pozitif Ekol
e. Coğrafi Ekol

2- Aşağıdakilerden hangisi Merton’un klasik gerilim teorisinde saydığı uyum modellerinden biri değildir?

a. Yenilikçilik
b. Şekilcilik
c. Geri çekilme
d. Bağlılık
e. İsyankarlık

3- İnsanların doğuştan suçlu olduğunu savunan teori aşağıdakilerden hangisidir?

a. Bireysel Teoriler
b. Biyolojik Teoriler
c. Sosyal Yapı Teorileri
d. Psikolojik Teoriler
e. Sosyal Bağ Teorisi

4- “Baskın statü” kavramının yer aldığı teori aşağıdakilerden hangisidir?

a. Kontrol Teorileri
b. Öğrenme Teorileri
c. Damgalama Teorileri
d. Gerilim Teorileri
e. Bireysel Teoriler

5- Aşağıdakilerden hangisi M.Ö 3150’de Mısır’da kurulan, tarihte bilinen ilk uygarlıkta, işlenen suçun ağırlığına göre verilen cezalar arasında yer almaz?

a. Para cezası
b. Dayak atma
c. Kulak ya da burun kesme
d. Sürgün edilme
e. Cezaevine koyma

6- Aşağıdakilerden hangisi suçun sebeplerinden biri değildir?

a. İşsizlik
b. Göç
c. Eğitim seviyesinin yüksek olması
d. Yapıcı anne-baba disiplini
e. Ailede ahlak dışı davranışların olması

7- Aşağıdakilerden hangisi “Hirschi’nin sosyal bağ teorisini” oluşturan unsurlardan biri değildir?

a. Kendini adama
b. Bağlılık
c. Yenilikçilik
d. Katılım
e. İnanç

8- Aşağıdakilerden hangisi Sykes ve Matza’nın nötrleştirme tekniklerinden biri değildir?

a. Verilen zararın büyüklüğünü reddetmek
b. Kendini suçlamak
c. Mağdurun varlığını reddetmek
d. Sorumluluğu üzerine almamak
e. Kendi değerlerini toplum değerlerinden üstün görmek

9- Kriminoloji bilimine anomi kavramını kazandıran bilim adamı aşağıdakilerden hangisidir?

a. Durkheim
b. Lombroso
c. Adler
d. Freud
e. Jung

10- Aşağıdakilerden hangisi çocuk suçluluğunun nedenlerinden biri değildir?

a. Tamamen veya uzun süreli anne yoksunluğu
b. Zayıf anne-baba gözetimi
c. Sert anne-baba disiplini
d. Ailelede aşırı düzeyde alkol kullanımı
e. Demokratik aile tutumu

Çocuk Adalet Sistemi ve Adli Sosyal Hizmet Müdahalesi

Suça sürüklenen çocuk; kanunlarda, suç olarak tanımlanan bir eylemi gerçekleştirdiği iddiası ile hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirlerine karar verilen çocuğu ifade eder.

Yapısal Fonksiyonalist Kuram: Sosyal yapı teorileri içinde en fazla bilineni Durkheim’in teorisidir. Durkheim, suçu normal ve fonksiyonel olarak kabul etmektedir. Ona göre bütün insanların aynı veya benzer moral bilinçte olması imkânsızdır. Dolayısı ile suç mevcut normların ürünüdür ve yanlış kavramı doğruyu anlamak için gereklidir.

Alt Kültür Kuramı: Merton ve Durkheim’in geliştirdikleri anomi teorisi, çocuk ve gençlik suçluluğunda alt kültür teorisinin ana hatlarını oluşturmuştur. Alt kültür teorisi Thrasher’in “Çete” isimli çalışması ile temellendirilmiştir. Bu teoride, çocuk ve gençlik suçluluğunun ait olunan alt kültür ve bu kültürün içeriğinden etkilendiği görüşünden yola çıkılır. Cohen’in suçlu çocuklar çalışması da suçun açıklanmasında ve alt kültür teorisinin gelişimine katkı sağlamıştır. Alt kültür teorisyenlerine göre suçlu çocuk alt kültürü, diğer alt kültürlerin karşılaşmadığı bazı problemlere tepki olarak ortaya çıkmıştır.

Sosyal Süreç Kuramları: Sosyal süreç kuramlarının üç ana dalı vardır. Bunlar; (1) sosyal öğrenme kuramı insanların suç işlemeyi nasıl öğrendiklerini vurgular, (2) sosyal kontrol kuramı toplumun suç eğilimlerini kontrol etmedeki başarısızlığını analiz eder ve (3) etiketleme kuramı negatif etiketlerin suç kariyerini üretmede etki ettiğini savunur şeklindedir.

Sosyal Öğrenme Teorisi: Yakın kişisel gruplar arasındaki geçmişteki ve günümüzdeki deneyimler kişilerin yasaları ihlal edip etmeyeceğini belirler. Suç işleme davranışını gerçekleştirirken öğrenilen deneyimler kişilerin bu suçları nasıl işleyeceğini, uygulanan teknikleri ve suçların işlenmesindeki tutumu içerir. Başka bir ifade ile suç, kişiler tarafından öğrenilmektedir.

Sosyal Kontrol Kuramı: Sosyal kontrol kuramının çıkışı, bireylerin neden kurallara uydukları ve sapmış davranış sergilemediğini araştırma ile başlamıştır. Bu kuramın öncülerinden Hirschi, çocuk suçluluğu konusunda kontrol teorisini geliştirmiştir. Bu teoride temel kavram, bireyin topluma bağıdır. Kontrol kuramı, insan davranışının denetimi ve bu denetimle ilişkili olan kurumsal süreç ve unsurlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu kuram, suçluluğu açıklarken, bireylerin toplumdaki değer, norm ve kurumlara olan bağlılığını temel alır.

Etiketleme Kuramı: Suçluluğun anlaşılmasındaki en önemli kuramlardan biri etiketleme kuramıdır. Bu kuramlar, ayırıcı birliktelikler kuramı gibi suç davranışının öğrenildiğini ve insanları suçlu olarak damgalama üzerine odaklanır. Bu kuram kişinin suçlu olarak damgalandığında onun suça yönelmesinde caydırıcı rol oynamayacağını aksine teşvik edici olacağını savunur.

Çocuk adalet sisteminde farklı amaçlara göre belirlenen üç model ya da yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar; suç kontrol modeli ya da geleneksel yaklaşım, rehabilitayon modeli ya da refah yaklaşımı ve adil yargılama modeli ya da adalet yaklaşımıdır.

Suç Kontrol Modeli ya da Geleneksel Yaklaşım: Bu modelin amacı, toplumu suçlardan korumaktır. Bu nedenle polisin yakalama, tutuklama ve soruşturma yapmak için her zaman güçlü olması gerekir. Suç işleyen çocuklar tutuklanmalı ve tutukevine konmalıdır. Suçun caydırıcı olması için suç işleyen toplumdan uzak tutulmalıdır.

Rehabilitasyon Modeli ya da Refah Yaklaşımı: Bu model, suçlu çocukların toplum ile üretken ve uyumlu bir şekilde birleşmesini amaçlamaktadır. Modele göre toplum suç işleyen çocukların sorunlarını çözmeye çalışmalıdır.

Adil Yargılama Modeli ya da Adalet Yaklaşımı: Bu model ise kişisel özgürlüklerin ne pahasına olursa olsun korunması amacını taşımaktadır. Yargılama sürecinde de kişinin haklarının korunması ve suç hakkındaki iddiaların doğruluğunun araştırılması önem taşımaktadır.

Çocuk Adalet Sistemi ile İlgili Uluslararası Sözleşmeler: Çocuk adalet sistemi ile ilgili uygulanan modeller ya da yaklaşımlardan adil yargılama modeli ya da adalet yaklaşımı son yıllarda en fazla kullanılan yaklaşımdır. Bu modellerin gerçekleştirilmesinde temel alınan bazı belgeler bulunmaktadır. Bunlar; BM Çocuk Hakları Sözleşmesi (md. 37-40), Riyad Kuralları (Suçluluğu Önleme), Pekin Kuralları (Yargılama) ve Havana Kuralları (Cezaların İnfazı)’dır. Bunun dışında Çocuk Mahkemelerinin Yönetimi Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Beijing Kuralları)’da çocukların yargılanırken çocuk olduklarını önemseyen ve yargılamanın çocuk gözüyle yapılmasını sağlayan kurallardır.

Onarıcı adalet, suçla birlikte bozulan insani ve toplumsal ilişkileri düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışır. Mağdur ile fail arasında bir ilişki tesis ederek mağduriyetin giderilmesinde faile sorumluluk yükler ve böylece failin yeniden toplumsallaşmasının önünü açar. Çocuk adalet sisteminde son yıllarda kullanılan onarıcı adaletin de özelliklerini içeren üç önemli öge bulunmaktadır. Bunlar; önleme, yönlendirme ve korumadır.

Çocuk mahkemeleri, çocuk suçluluğunu denetim altına alan çocuk adalet sisteminin en önemli parçalarından biridir. Çocuk mahkemelerinin genel olarak amacı; çocuğun korunması, toplumla bütünleşmesi, tedavi ve rehabilite edilmesidir. Bunun için çocuk mahkemelerinin çocuk adalet sistemindeki polis, savcılık, ıslah kurumları gibi diğer bölümler ile ve toplumdaki eğitim, sosyal refah, sağlık vb. gibi sistemlerle işbirliği içinde çalışması gerekmektedir.

Çocuk eğitimevleri; çocukların haklarında verilen cezaların, onların eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirildiği tesislerdir. Bu kurumlarda firara karşı engel bulundurulmaz, kurum güvenliği iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlanır. Kurum içinde veya dışında herhangi bir eğitim ve öğretim programına devam eden ve on sekiz yaşını dolduran çocukların, eğitim ve öğretimlerini tamamlayabilmeleri bakımından yirmi bir yaşını bitirinceye kadar bu tesislerde kalmalarına izin verilebilir. Çocuk eğitim evlerinde 12-18 yaş arası çocuklar bulunur. Burada çocuklar kurumun dışında eğitimlerine devam etmektedirler.

Çocuk kapalı ceza infaz kurumları, çocuk hükümlüler ya da çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı kurumlara nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır. 12-18 yaş grubu çocuklar, cinsiyetleri ve fizikî gelişim durumları göz önüne alınarak bu kurumların ayrı ayrı bölümlerinde barındırılırlar.

1- Aşağıdakilerden hangisi çocukları suça sürükleyen makro sistemlerden biri değildir?

a. Aile
b. Okul
c. İş yeri
d. Toplum
e. Cinsiyet

2- Aşağıdakilerden hangisi ailenin çocuğu suça sürükleme nedenlerinden biri değildir?

a. Ailenin çocuğa iyi bir eğitim imkânı sağlaması
b. Anne-babanın boşanmış olması
c. Aileden birisinin daha önce suç işlemiş olması
d. Ailede madde bağımlısı bir üyenin bulunması
e. Anne veya babanın anti-sosyal davranışlara sahip olması

3- Aşağıdakilerden hangisi çocuk adalet sistemi yaklaşımlarından biri değildir?

a. Suç Kontrol Modeli
b. Rehabilitasyon Modeli
c. Refah Yaklaşımı
d. Adalet Yaklaşımı
e. Cezalandırma Yaklaşımı

4- Aşağıdakilerden hangisi çocukları suça sürükleyen nedenlerden biri değildir?

a. Madde bağımlılığı
b. Okul
c. Göç
d. Anne-babanın yapıcı yaklaşımı
e. Yoksulluk

5- Onarıcı Adalet Sistemi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a. İhlaller, yükümlülükleri ve zorunlulukları ortaya çıkarır.
b. Adalet ilk olarak yaşanan mağduriyeti gidermeli ve hiç gecikmeden faili cezalandırmalıdır.
c. Suç aslında insanların ve insanlar arası ilişkilerin bir ihlalidir.
d. İyileştirici adalet iyileşme için çabalar ve yanlışlar yerine doğruları koyar.
e. Mağdurların bilgiye, doğrulamaya, şahitliğe, güvenliğe ve tazminata olan ihtiyacı adaletin başlangıç noktasıdır.

6- Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ne zaman yürürlüğe girmiştir?

a. 2 Eylül 1990
b. 1 Ekim 1990
c. 2 Eylül 1991
d. 1 Ekim 1991
e. 9 Aralık 1994

7- Türkiye, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin onaylandığı tarih aşağıdakilerden hangisidir?

a. 20 Kasım 1989
b. 2 Eylül 1990
c. 1 Ekim 1991
d. 9 Aralık 1994
e. 1 Ekim 1995

8- Dünyada ilk çocuk mahkemesi nerede ve ne zaman kurulmuştur?

a. İngiltere-1870
b. Hollanda-1875
c. Amerika Birleşik Devletleri-1878
d. Fransa-1889
e. Almanya-1895

9- Aşağıdakilerden hangisi çocuk mahkemelerinin dayandığı ilkelerden biri değildir?

a. Çocuklar, gelişme süreçlerini henüz tamamlamamış oldukları için onlara yetişkinlere davranıldığı gibi davranılamaz.
b. Yetişkinlere kıyasla çocuk kolayca rehabilite edilebilir ve bu nedenle adaletin amacı öncelikle çocuğu cezalandırmak değil onu eğitmek ve tedavi etmek olmalıdır.
c. Çocuklar hakkında karar verilirken onların özel koşulları ve şartları göz önünde bulundurulmalıdır.
d. Çocuk adalet sistemi, cezalandırıcı ve katı olmaktan uzak olmalıdır.
e. Fail çocuk olsa da öncelikle kanunlardaki cezayı çekmeli ve sonra topluma kazandırılma aşamasına geçilmelidir.

10- Aşağıdakilerden hangisi çocuk adalet sisteminde görev alan bir sosyal hizmet uzmanının rollerinden biri değildir?

a. Savunuculuk
b. Arabuluculuk
c. Vaka yöneticiliği
d. Danışmanlık
e. Öğretmenlik

Adli Sosyal Hizmet Uygulama Alanları

Türkiye’de ceza infaz kurumları ve denetimli serbestlik müdürlükleri ile ilgili görevleri Adalet Bakanlığı’na bağlı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yerine getirmektedir. Ülkemizde ceza infaz kurumlarında sosyal hizmet uygulamaları psikososyal yardım servislerinde yürütülmektedir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre ceza infaz kurumları; kapalı ceza infaz kurumları, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, kadın kapalı ceza infaz kurumları, çocuk kapalı ceza infaz kurumları, gençlik kapalı ceza infaz kurumları, gözlem ve sınıflandırma merkezleri, açık ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevleri olarak sınıflandırılmıştır. Ceza infaz kurumlarında görevli sosyal hizmet uzmanları hükümlütutuklularla, aileleriyle, annesinin yanında kalan çocuklarla ve kurum personeli ile çalışma yürütürler.

  • Hükümlü; mahkemelerce yapılan yargılama sonunda ceza hükmü verilmiş, hüküm giymiş, mahkûm (TDK),
  • Tutuklu; kanun yoluyla hürriyetlerinden alıkonularak bir yere kapatılan kimse, tutuk, mevkuf (TDK),
  • Suça Sürüklenen Çocuk; kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu,
  • Çocuk Hükümlü ve Tutuklu; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda belirtilen 12-18 yaş grubu suça sürüklenen ve ceza infaz kurumunda bulunan çocuk hükümlü ve tutukluları,
  • Hükümlü-Tutuklu Ailesi; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü-tutukluların dışarıda bulunan anne-baba, eş, çocuk kardeş ve diğer yakınlarını,
  • Annesinin Yanında Kalan Çocuk; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 65. Maddesinde belirtilen ceza infaz kurumunda kadın tutuklu ya da hükümlülerin yanında kalan 0-6 yaş grubu çocuklarını,
  • Kurum Personeli; Ceza infaz kurumunda görev yapan tüm personeli (kurum müdürü, idare memuru, güvenlik ve gözetim servisinde görevli infaz ve koruma başmemuru ve memuru, idari birimlerde çalışan personel, eğitim-öğretim biriminde görevli öğretmen gibi) ifade etmektedir.

Hükümlü-Tutuklulara Yönelik Bireylerle Sosyal Hizmet Uygulaması

  • Kuruma Kabul Süreci ve Araştırma ve Değerlendirme Formu (ARDEF) Doldurulması
  • Destekleyici Görüşme
  • Çalışmayı Sonlandırma Görüşmesi
  • İzleme Görüşmesi

BİSİS Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sisteminin kısa adıdır ve risk-ihtiyaç-uygunluk modeline göre yapılandırılmıştır. ARDEF Araştırma ve Değerlendirme Formunun kısa adıdır, yetişkin ve çocuk olmak üzere iki ayrı versiyonu bulunmaktadır. YARDM Yapılandırılmış Ruhsal Değerlendirme ve Müdahale Programının kısaltılmış adıdır.

Ceza infaz kurumlarında eğitimleri verilen ve yetişkin hükümlü-tutuklulara doğrudan ya da dolaylı uygulanan başlıca programlar;

  • Önce Düşün Programı – 23 oturum
  • Salıverilme Öncesi Mahkûm Gelişimi Programı – 10 oturum
  • İntihar ve Kendine Zarar Vermeyi Önleme Konusunda Personelde Farkındalık Yaratma Programı – 11 bölüm
  • Özel Gözetim ve Denetim Programı – 23 oturum
  • Öfke Kontrolü Programı – 10 oturum
  • Sigara Alkol ve Madde Bağımlılığı Programı (SAMBA)
  • 0-18 Yaş Aile Eğitim Programıdır. – 7 ayrı psikososyal destek

Denetimli Serbestlik Sistemi ülkemizde 2005 yılında 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu yürürlüğe girmesi ile başlamıştır. Denetimli Serbestlik, İngilizcede “probation” olarak tanımlanır. Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde Sosyal Hizmet Uzmanları Değerlendirme ve Planlama Bürosu, Eğitim ve İyileştirme Bürosu, Mağdur Destek Hizmetleri Bürosu ve Koruma Kurulları Bürosunda görev yapmaktadır.

Denetimli serbestlik hizmetlerinde, çocuk ve yetişkin hükümlülere yönelik rehberlik ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında:

Yetişkin hükümlüler için;
• Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Programı (SAMBA)
• Öfke Kontrol Programı
• Hayat İçin Değişim Programı (HAYDE)
• Bireysel Öfke Kontrol Programı (ÖFKESİZ)
Çocuk hükümlüler için;
• Çocuklar İçin Temel Yaklaşım Müdahale Programı
• Çocuklar İçin Alkol ve Madde Bağımlılığı Müdahale Programı
• Çocuklar İçin Genel Suçlu Davranışı Müdahale Programı
• Çocuklar İçin Saldırganlığı Önleme Müdahale Programı
• Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Müdahale Programı (Genç SAMBA) geliştirilmiş olup bu programlar aktif olarak uygulanmaktadır.

Elektronik İzleme: 11 Nisan 2012 tarihinde 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununa 15/A maddesi eklenmiştir. Bu madde “Şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir.” hükmünü içermektedir. Ülkemizde Aile Mahkemeleri ilk olarak 2003 yılında kurulmuştur.

İstanbul Sözleşmesi olarak anılan“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin etkin yerine getirilmesi için Adalet Bakanlığı merkezinde sosyal politikalar geliştirmek ve adliyelerde uygulama yaparak koordinasyon sağlayacak birime ihtiyaç duyulmuştur. 18 Kasım 2013 tarihinde Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Mağdur Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur. Ceza hukuku bakımından mağdur, “kanunların, eylem veya ihmal yoluyla ihlal edilmesi nedeniyle, bireysel veya toplu olarak, fiziksel veya ruhsal biçimde yaralanma da dâhil olmak üzere manevi acılar çeken, ekonomik kayba uğrayan veya temel hakları esaslı bir biçimde zayıflayan ve bu suretle zarar gören kimse” olarak tanımlanmaktadır.

1- Aşağıdakilerden hangisi ceza infaz kurumlarında uygulanan Psikososyal yardım programlarından biri değildir?

a. Öfke Kontrol Programı
b. Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Programı
c. 0-18 Yaş Aile Eğitim Programı
d. Salıverilme Öncesi Mahkum Gelişimi Programı
e. Suç Gruplarına Göre Değişim Programı

2- “Her hükümlü için ayrı bir durum saptamasının yapılıp, ceza infaz kurumunda yürütülecek iyileştirme sürecinin planlandığı ve uygulandığı, hükümlüye özel programın yürütülmesi için gerekli iyileştirici ortamın oluşturulduğu, sürekli ölçme ve değerlendirme ile kendini denetleyen bir modeldir.” Yukarıda verilen tanımın ifade ettiği kavram aşağıdakilerden hangisidir?

a. Yapılandırılmış Ruhsal Değerlendirme ve Müdahale
b. Psikososyal Yardım
c. Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi
d. Araştırma ve Değerlendirme Formu
e. Tarama ve Değerlendirme Formu

3- Aşağıdaki ifadelerden hangisi denetimli serbestlik hizmetlerinin amaçlarından biri değildir?

a. Toplum temelli bir uygulamadır.
b. Denetimli serbestlik tedbirini uygularken toplumun korunması ilkesi gözardı edilebilir.
c. Ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlünün takip edilmesini içerir.
d. Madde bağımlılarının rehabilitasyonu ile ilgili uygulamaları yerine getirir.
e. Tekrar suç işlemenin önlenmesi üzerinde durur.

4- Aşağıdakilerden hangisi denetimli serbestlik müdürlüklerinde uygulanan psikososyal yardım programlarından biri değildir?

a. Özel Gözetim ve Denetim Programı
b. Sigara Alkol ve Madde Bağımlılığı Programı
c. Hayat İçin Değişim Programı
d. Öfke Kontrol Programı
e. Çocuklar İçin Genel Suçlu Davranışı Müdahale Programı

5- Aşağıdakilerden hangisi aile mahkemelerinin görev tanımlarından biri değildir?

a. Boşanma
b. Velayet
c. Aile içi şiddet kapsamında koruma kararı verilmesi
d. Çocuk mahkemelerine iletilmek üzere Farik ve mümeyyizlik raporlarının hazırlanması
e. Mal bölüşümü nafaka

6- Aşağıdakilerden hangisi aile mahkemelerinde görev alan uzmanların görülen davalarla ilgili görevlerinden biri değildir?

a. Dava başlamadan önce veya devam eden dava sırasında, mahkeme tarafından istenen konular hakkında taraflarla görüşerek rapor hazırlar
b. Mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde mahkemede bulunur ve görüş bildirir
c. Korunmaya muhtaç çocuklar hakkında gerekli araştırmayı yaparak sosyal inceleme raporu hazırlar
d. Hâkimin talebi olmadan aile mahkemesinde görülen bir dava hakkında sosyal inceleme raporu hazırlar
e. Çocuk mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde çocuk mahkemesi sıfatı ile görev yapar ve suça sürüklenen çocuklar ile görüşmeler yaparak sosyal inceleme raporu hazırlar.

7- “Suça sürüklenen çocuk, gelişim dönemi özellikleri ve gelecek yaşama yapacağı büyük etki nedeniyle diğer kanunla ihtilafa düşen gruplar arasında daha özel bir öneme sahiptir. Bu nedenle çocukların ayrı yargılanması ve çocuğun yüksek yararı ilkesi gözetilmesi esas alınır.” Bu bilgiler ışığında ülkemiz ceza adalet sistemi alanında çocuk mahkemeleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a. 12 yaşından küçükler için cezai sorumluluk bulunmamaktadır.
b. Çocuğa karşı hem yargılama sürecinde hem de ceza infaz kurumu ve tahliye sürecinde pozitif ayrımcılık ilkeleri uygulanması hâkimin takdirine bırakılmıştır.
c. Çocuk mahkemelerinde görevli sosyal hizmet uzmanları çocuğun gördüğü zararın en aza indirilmesini sağlamak üzere çalışmaktadır.
d. Çocuklara verilecek cezalarda belirli oranlarda indirim yapılmaktadır.
e. Çocuk mahkemelerinde çocuğun yararı doğrultusunda hapis cezası yerine alternatif tedbir kararları alınabilmektedir.

8- Aşağıdakilerden hangisi çocuk mahkemelerinin özelliklerinden biri değildir?

a. Rehabilitasyon odaklı olması
b. Suça sürüklenen çocuğun bir yetişkin gibi değerlendirilmemesi
c. Ceza infaz kurumu dışında diğer alternatif tedbirlerin uygulanmasına ağırlık verilmesi, son çare olarak hapis cezasının uygulanması
d. Yaş sınırı olmaksızın çocuk ile ilgili tüm davalara bakılması
e. Suça sürüklenen çocuğun problemlerini anlayacak ve çocuğun göreceği zararı en aza indirecek bir yapılanmayı içermesi

9- Kendisine karşı işlenen suç nedeni ile doğrudan zarar gören veya bu suretle ekonomik kayba uğrayan kişiye ne ad verilir?

a. Mağdur
b. Hükümlü
c. Yükümlü
d. Tutuklu
e. Hükümözlü

10- Ülkemizde mağdur hakları ile ilgili ayrı bir birimin oluşturulmasına ön ayak olan uluslararası belge aşağıdakilerden hangisidir?

a. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Kanunu
b. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
c. İnsan Hakları Beyannamesi
d. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Raporu
e. İstanbul Sözleşmesi

Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü MADDE 356
(1) Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:

  • a) Afetlerde ve acil durumlarda ülke genelinde sağlık hizmetlerini planlamak ve yürütmek,
  • b) Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerine ait birimleri kurmak ve işletmek, gerektiğinde hastane acil servisleri ile entegre etmek, ilgili birimlerin faaliyetlerini izlemek, değerlendirmek, hasta nakil ve sevk koordinasyonunu sağlamak,
  • c) Kara, hava ve deniz ambulanslarının temin, tahsis, sevk ve idaresini sağlamak,
  • ç) Yurtiçinde meydana gelen afet ve acil durumlardaki tıbbî kurtarma ve acil sağlık hizmetlerini ilgili tüm taraflarla işbirliği ve koordinasyon içinde sağlamak,
  • d) Yurtdışında meydana gelen afet ve acil durumlarda ulusal ve uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği içinde sağlık ve insanî yardım faaliyetlerine katılmak,
  • e) Afet ve acil durumlara yönelik sağlık hizmetlerinin sunumunda ihtiyaç duyulacak haberleşme, ilaç, tıbbi ve teknik malzemelere yönelik planlama, tedarik, dağıtım ve depolama faaliyetlerini yürütmek, acil sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli telsiz haberleşme altyapısını kurup işletmek,
  • f) Tehlikeli kimyasal ve biyolojik maddelere bağlı sağlık tehditlerine yönelik hazırlık ve cevap geliştirilmesi amacıyla gerekli organizasyonu sağlamak,
  • g) Toplumun ilkyardım bilgi ve becerisinin geliştirilmesi amacıyla gerekli eğitim faaliyetlerini planlamak ve yürütmek,
  • ğ) Görev ve sorumluluk alanı ile ilgili personelin yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde eğitim programı hazırlamak ve uygulamak, tatbikat organizasyonları yapmak, ulusal ve uluslararası tatbikatlara katılmak,
  • h) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak.

Sosyal Çalışmacı Ünvan Değişikliği Sınavı Konular ve Çıkmış Sorular 9

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.