Humerus (kol kemiği)

Humerus (kol kemiği)
A+
A-

Kol bölgesindeki tek kemiktir. Uzun bir kemik olan humerus’un proksimal ucundaki yuvarlak bölge, scapula’daki cavitas glenoidalis ile eklem yapan caput humeri adlı baş kısmıdır. Bu yuvarlak yapının etrafında kemik hafifçe daralır ve anatomik boyunu oluşturur: collum anatomicum. Buranın alt tarafında iki kabartı gözlenir: arka dıştaki tuberculum majus ve ön içteki tuberculum minus. Ardından incelen kemik collum chirurgicum’u yani kırıkların daha sık gözlendiği cerrahi boyun kısmını oluşturur. Ardından kemiğin gövde kısmı olan corpus humeri gelir. Humerus’un alt ucunda, medialde ve lateralde iki çıkıntı gözlenir: epicondylus medialis ve epicondylus lateralis. Bunlardan medialdeki daha belirgindir ve dirsek bölgesinin iç kısmında rahatlıkla hissedilebilir. Humerus’un distal ucunun ön yüzünde dirsek eklemine katılan kemik yapılar bulunur: medialde makara şeklinde trochlea humeri ile lateralde küre şekilli capitulum humeri. Humerus’un distal ucunun arka yüzünde ise büyük bir çukur alan vardır: fossa olecrani.

Humerus, üst ekstremiteyi oluşturan ve omuzdan dirseğe kadar uzanan uzun bir kemiktir. İnsan anatomisinde üst kolun temel taşıyıcısı ve hareket sağlayıcısı olan humerus, hem omuz hem de dirsek eklemleri ile bağlantılıdır. Üst ekstremitenin esnekliği ve hareket kabiliyeti büyük ölçüde humerusun anatomik yapısı ve işlevselliğine bağlıdır. Bu kemik, hem mekanik destek sağlamakta hem de üst ekstremitenin kaslarına bağlanma noktası oluşturarak hareketlerin koordinasyonunda rol oynamaktadır. Humerus; baş, gövde (shaft) ve distal uç (alt uç) olmak üzere üç ana bölüme ayrılır. Her bir bölümün kendine has özellikleri ve işlevleri bulunmaktadır.

1. Humerusun Anatomik Yapısı

Humerus, uzun bir kemik olarak yukarıdan aşağıya doğru çeşitli anatomik özelliklere sahiptir. Bu yapılar hem kasların hem de bağların bağlandığı yerlerdir. Ayrıca sinirlerin ve kan damarlarının geçtiği oluklara da sahiptir.

Tuberculum minus’da m. subscapularis sonlanır. Tuberculum majus’a yukarıdan aşağı doğru; m. supraspinatus, m. infraspinatus, m. teres minor tutunur. Sulcus intertubercularis; tüberkülümler arasındaki oluktur. Oluktan, m. biceps brachii’nin caput longum’unun tendonu geçer. Bu tendon aynı zamanda omuz ekleminin içinden geçen tek tendondur. Oluğun tabanına m. latissimus dorsi tutunur. Oluğun iç kenarına m. ters major, oluğun dış kenarına m. pectoralis major tutunur.

Collum chirurgicum, humerus’un en zayıf yeridir. Humerus en çok buradan kırılır. Kırıklarında yakın komşuluk nedeniyle, n. axillaris ile a. v. cicumflexa humeri posterior yaralanabilir. Sulcus nervi radialis; humerus gövdesinin arka yüzündeki bu olukta, n. radialis ile a. profunda brachii seyreder. Sulcus nervi ulnaris; epicondylus medialis’in arkasındaki bu oluktan, canlıda n. ulnaris geçer. Humerus’un suprakondüler kırıklarında, a. brachialis ve n. medianus yaralanabilir. Humerusun alt ucunda dış tarfta radius ile eklem yapan capitulum humeri, iç tarafta ise ulna ile eklem yapan trochlea humeri denilen iki çıkıntı bulunur.

a) Proksimal Uç (Üst Uç)

Humerusun proksimal ucu, omuz eklemiyle bağlantı kurar ve şu önemli yapıları içerir:

  • Humerus Başı (Caput Humeri): Yuvarlak bir yapı olan humerus başı, skapuladaki (kürek kemiği) glenoid çukuru ile eklem yapar. Bu eklem, omuzun çok yönlü hareketini sağlar. Humerus başı, eklem kıkırdağıyla kaplıdır ve hareket sırasında sürtünmeyi azaltır.
  • Anatomik Boyun: Humerus başının hemen altında yer alan dar bir bölgedir. Kas ve bağların bağlanma noktasıdır.
  • Büyük Tüberkül (Tuberculum Majus) ve Küçük Tüberkül (Tuberculum Minus): Humerusun üst kısmında yer alan çıkıntılardır. Bu yapılar, rotator manşet kaslarının bağlandığı yerlerdir ve omuzun dönme hareketlerine yardımcı olur.
  • İntertüberküler Oluk (Sulcus Intertubercularis): Büyük ve küçük tüberküller arasında yer alır. Bu oluk, biseps brachii kasının uzun başının tendonu ve sinirlerin geçtiği bir geçittir.

b) Humerus Gövdesi (Corpus Humeri)

Humerusun gövdesi, uzun ve silindirik bir yapıdadır. Yukarıdan aşağıya doğru üçgen bir form alır. Gövde üzerinde yer alan önemli yapılar şunlardır:

  • Deltoid Tüberozite (Tuberositas Deltoidea): Humerusun dış kısmında, deltoid kasının bağlandığı pürüzlü bir alandır.
  • Spiral Oluk (Sulcus Nervi Radialis): Radial sinirin ve derin brakiyal arterin geçtiği oluk, humerus gövdesinin arka yüzeyinde bulunur.

c) Distal Uç (Alt Uç)

Humerusun distal ucu, dirsek eklemini oluşturur. Bu bölgede eklem yüzeyleri ve kasların bağlandığı çıkıntılar bulunur:

  • Trochlea ve Kapitulum: Trochlea, ulna ile; kapitulum ise radius ile eklem yapar. Bu eklem yüzeyleri dirseğin fleksiyon ve ekstansiyon hareketlerini sağlar.
  • Medial ve Lateral Epikondiller: Kas ve bağların bağlandığı çıkıntılardır. Medial epikondil, ulnar sinirin geçtiği bir oluk içerir (özellikle dirseğin medial kısmında “komik kemik” hissi bu sinirden kaynaklanır).

2. Humerusun İşlevleri

Humerus, insan vücudundaki birçok önemli işlevi yerine getirir. Temel olarak, omuz ve dirsek eklemlerinin hareketini sağlar ve kaslara bağlanma noktası oluşturur.

a) Mekanik Destek

Humerus, üst ekstremitenin ağırlığını taşır ve omuzdan gelen kuvvetleri dirseğe ileterek kollara destek sağlar.

b) Kaslara Bağlanma Noktası

Humerus, üst ekstremitenin hareketini sağlayan birçok kas için bağlantı noktası oluşturur. Örneğin:

  • Deltoid kas, deltoid tüberoziteye bağlanır ve omuzun abduksiyon hareketine yardımcı olur.
  • Biseps brachii, humerus üzerinden geçerek önkolun fleksiyonuna katkıda bulunur.

c) Hareket ve Esneklik

Humerus, omuz ve dirsek eklemleriyle birlikte çalışarak üst ekstremitenin geniş bir hareket yelpazesine sahip olmasını sağlar. Özellikle omuz ekleminde çok yönlü hareketlere (fleksiyon, ekstansiyon, abduksiyon, adduksiyon, rotasyon) olanak tanır.

3. Klinik Önemi

Humerus, vücutta en sık kırılan uzun kemiklerden biridir. Özellikle yaşlı bireylerde, düşme veya darbe sonucu humerus kırıkları yaygın olarak görülür.

a) Humerus Kırıkları

Humerus kırıkları genellikle üç bölgede meydana gelir:

  1. Proksimal Kırıklar: Özellikle yaşlılarda osteoporoz nedeniyle görülür. Bu tür kırıklar omuz hareketini kısıtlayabilir.
  2. Şaft Kırıkları: Travma sonucu meydana gelir. Radial sinir hasarı bu tür kırıklarda yaygın bir komplikasyondur.
  3. Distal Kırıklar: Genellikle çocuklarda düşme sonucu görülür ve dirsek eklemini etkiler.

b) Sinir Yaralanmaları

Humerus üzerindeki spiral oluk nedeniyle radial sinir yaralanması riski taşır. Bu durum, el bileği düşüklüğü (wrist drop) gibi sorunlara yol açabilir.

c) Kas ve Tendon Yaralanmaları

Humerusun anatomik yapısı, kasların ve tendonların bağlanması için önemli bir alan sağladığından, bu bölgelerdeki yaralanmalar (örneğin rotator manşet yırtıkları) üst ekstremitenin hareketini sınırlayabilir.

4. Gelişim ve Embriyoloji

Humerus, uzun bir kemik olarak endokondral kemikleşme süreciyle gelişir. Bu süreçte, kıkırdak dokusu yerini kemik dokusuna bırakır. Humerus, doğumda tamamen kemikleşmemiştir ve epifiz plakları büyüme tamamlanana kadar aktif kalır.

Humerus, insan anatomisinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Hem omuz hem de dirsek eklemlerinin bir bileşeni olarak, üst ekstremitenin hareketliliğinde ve dayanıklılığında önemli bir rol oynar. Ayrıca, humerusun anatomik yapısı, sinirler ve kaslarla olan ilişkisi nedeniyle klinik açıdan büyük öneme sahiptir. Hem günlük hayatta hem de sportif aktivitelerde sağladığı esneklik ve güç, üst ekstremitenin hareket kabiliyetini artırarak insanın çevresiyle etkileşiminde kritik bir görev üstlenir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.