Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri çeken (kimse)

Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş ve toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri çeken kişilere “engelli” denir. Bu tanımda yer alan “kayıp” ve “güçlükler” kavramları oldukça geniştir ve birçok farklı durumu kapsar.
Engellilik türleri ve dereceleri oldukça çeşitli olabilir. Bazı yaygın engellilik türleri şunlardır:
- Fiziksel engellilik: Görme, işitme, yürüme, denge ve koordinasyon gibi bedensel işlevlerin kaybı veya zayıflaması.
- Zihinsel engellilik: Bilişsel işlevlerde, öğrenme ve anlamada, iletişim kurmada ve problem çözmede zorluk.
- Ruhsal engellilik: Duyguları kontrol etme, sosyalleşme ve günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede zorluk.
- Duyusal engellilik: Görme, işitme, koku alma, tat alma veya dokunma duyusunda kayıp veya azalma.
- Sosyal engellilik: Toplumsal kuralları ve normları anlamada ve uymada zorluk.
Engellilik, kişinin hayatını birçok açıdan etkileyebilir. Engelli bireyler, eğitim, istihdam, ulaşım, sağlık hizmetleri ve sosyal katılım gibi alanlarda çeşitli zorluklarla karşılaşabilirler.
Ancak, engellilik bir engel olmak zorunda değildir. Engelli bireyler, gerekli destek ve imkanlar sağlandığında, toplumun üretken ve aktif üyeleri olabilirler. Engellilerin haklarını korumak ve yaşam kalitelerini iyileştirmek için birçok ulusal ve uluslararası yasa ve düzenleme bulunmaktadır.
Türkiye’de Engellilik:
Türkiye’de engelli nüfusun yaklaşık %12,8 olduğu tahmin edilmektedir. Engellilerin haklarını korumak ve yaşam kalitelerini iyileştirmek için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalar kapsamında engellilere yönelik eğitim, istihdam, sağlık ve sosyal hizmetler sunulmaktadır.






