Benim Bir Kuyum Var İçinde İki Farklı Suyum Var Masalı
BENİM BİR KUYUM VAR İÇİNDE İKİ FARKLI SUYUM VAR
Bir varmış, bir yokmuş…
Uzak diyarların birinde, yeşil dağların arasında saklı bir köy varmış. Bu köyde herkes mutlu, toprağı bereketli, insanı güler yüzlüymüş. Köyün ortasında ise çok eski bir kuyu dururmuş. Kuyunun başında “Bu kuyuya dikkat et!” yazan solmuş bir tahta varmış ama kimse neye dikkat edeceğini pek bilmezmiş.
Kuyunun sahibi, yaşlı ve bilge bir kadınmış. Adı Ana Su’muş. Herkes ona saygı gösterir, derdini ona anlatırmış. Çünkü Ana Su’nun kuyusu sıradan bir kuyu değilmiş… Bu kuyunun içinde iki farklı su varmış.
Gündüzleri kuyuya kovayı salarsan, tertemiz, buz gibi bir su çıkarmış. Bu suyu içen çocuklar daha hızlı koşar, yaşlılar ağrısız uyanır, bitkiler daha hızlı büyürmüş.
Ama gece olunca… Kuyunun içinden başka bir su çıkarmış. Bu suyun rengi hafifçe maviye çalarmış ve kokusu lavantayı andırırmış. Bu suyu içenler garip rüyalar görür, geçmişteki anılarını yeniden yaşarmış. Kimi sevdiklerini görürmüş rüyasında, kimi ise pişmanlıklarını…
Bir gün, köyün en meraklı çocuğu olan Elif, gece yarısı gizlice kuyunun başına gitmiş. “Ben de o rüyaları görmek istiyorum,” demiş kendi kendine. Kovayı salmış, suyu çekmiş ve içmiş.
O gece Elif, rüyasında hiç görmediği ama kalbinde bir sıcaklık hissettiği bir kadını görmüş. Sabah olunca annesine anlatmış rüyasını. Annesi gözyaşları içinde kalmış. “O, sen doğmadan önce kaybettiğimiz anneannendi,” demiş.
O günden sonra Elif, her gece değil ama bazen, sadece özlem duyduğunda gece suyunu içmiş. Çünkü anlamış ki, gündüz suyu bedeni büyütür, ama gece suyu kalbi…
Masal bu ya, o kuyu hâlâ oradaymış. Belki bir gün sen de gidersin, hangisinden içeceğini seçersin…
Gökten üç elma düşmüş:
Biri Elif’in merakına,
Biri Ana Su’nun bilge gönlüne,
Biri de bu masalı okuyana…