Atatürk’ü Son Görüşüm

ATATÜRK’Ü SON GÖRÜŞÜM
Eylül ayında İstanbul’da Suadiye’deki evimizde oturuyorduk. Öğleden sonra saat 5 yakınlarında telefona bizim evi aradılar. Büyükkada Polis Karakolundan bir komiser arıyordu. Diyordu ki:
“Atatürk, Kazım Paşa ile beraber Acar Motoru ile adadan hareket etmek üzeredir. Paşayı Kadıköy Vapur İskelesine bırakacaktır. Evden otomobili paşayı almak üzere Kadıköy Vapur İskelesine yollayınız. Ayrıca aldığım talimata göre paşanın oğlu Teoman, otomobille Kadıköy’e gitsin ve iskelede beklesin. Motor yanaştığında motora girsin. Atatürk kendisini görmek istiyor.”
Hazırlık yaptım, otomobille Kadıköy’e gittim. Biraz sonra Acar Motoru geldi. Motorun salonuna girdiğimde, Atatürk ortada oturuyordu. Bir tarafında kız kardeşi Makbule Hanım, öbür tarafında babam oturuyordu. Bana evvela hatırımı, okul durumumu sordu, cevaplandırdım.
“Hangi mesleği seçeceksin?” dedi. Ortaokul 3. sınıfa yeni geçmiştim. Şimdiden bu konuda fazla bir şey düşünmemiştim. (…) Sorulduğu soruya o bakış cevaplandırılmayınca “Henüz bir şey düşünmedim.” dedim. Atatürk bana döndü, “Asker yapmayı düşünmüyor musun?” diye sordu. Babam, “Paşam, askerlik çok şerefli bir meslektir. Sizin, hem de sizler gibilerin, memlekete çok büyük hizmetler yapabildiklerini görüyoruz. Ancak çok iyi bir ziraatçı olup ve çok şakaklı bir meslek sahibi olmak da memlekete hizmet bakımından önemlidir.” dedi.
Atatürk başını salladı. “Doğru…” diye cevaplandırdı. Anlaşıldığına göre fazla ısrarcı olmayışını o bana kıyamıyor… du. Atatürk babama, “Ödevlerinizi en başarılı şekilde yerine getiriyorsunuz ve bununla onlara memlekete hizmettir. Herhangi meslekle olursa olsun memlekete hizmet fırsatları vardır.” dedi.
Sonra bana dönerek “Önemli olan iyi bir eğitim alabilmek, sonra da başarılar dilerim.” dedi.
Türkiye hızla gelişiyordu. Değişik mesleklerden iyi yetişmiş çok sayıda elemana ihtiyaç vardı. Atatürk bunu iyi biliyor ve böyle istiyordu. Bununla beraber bir yakın arkadaşının oğlu için meslek seçiminde, kendi mesleğini düşünmüştü. Bu onun orduya bağlılığını göstermek yönünden ilginç bir örnekti.
Elini öptüm. Babamla beraber motordan ayrıldık. (…)
Bu, Atatürk’ü son görüşümdü. Daha sonraları babamla yaptığı görüşmelerde beni sorduğunu ve selam söylediğini öğreniyordum.
Çocukluk yıllarımda olsa bile büyük etkisi altında kaldığım Atatürk’ü yakından tanımış olmanın bana verdiği mutluluğu daima yaşadım. Daha sonraki yıllarda, babamın anılarını dinledikçe ve okudukça, Atatürk’ün, Tanrı’nın Türk milletine büyük bir armağanı olduğuna inandım. (…)
Teoman ÖZALP






