Yukarıda verilen özelliklerden yararlanarak Padişahın Kızları Masalı metnindeki masala ait özellikleri aşağıya yazınız.

Yukarıda verilen özelliklerden yararlanarak Padişahın Kızları Masalı metnindeki masala ait özellikleri aşağıya yazınız.
39
A+
A-

PADİŞAHIN KIZLARI

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, tilkiler berber iken, kuzular tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken. Tıngır elek, tıngır felek demişler, bu masalı şöyle anlatmışlar.

Bir zamanlar bir padişah ile üç kızı varmış. Bir gün bu padişah kızlarını başına toplamış:
— Beni ne kadar seversiniz, demiş.

En büyük kız:
— Sevgili babacığım seni dünyalar kadar seviyorum, demiş.

Babası sevinmiş kızım beni çok seviyor diye. Sıra ortanca kıza gelmiş. O da:
— Kıymetli babacığım seni kucaklar dolusu (…) seviyorum, demiş.

Babası buna da memnun olmuş. Sıra küçük kızına gelmiş. Küçük kız da:
— Muhterem babacığım seni tuz kadar çok seviyorum, demiş.

Padişah küçük kızın cevabına çok sinirlenmiş. “İnsan hiç tuz kadar sevilir mi?” demiş, ardından küçük kızını muhafızlara teslim etmiş. Muhafızlar, küçük kızı kolundan tuttukları gibi zindana atmışlar.

Küçük kızın zindanda yatmasına dayanamayan bir muhafız, onu gizlice zindandan çıkarıp saraydan uzaklaştırmış.
Küçük kız yollara düşmüş. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Ben diyeyim yedi gün sen de kırk gün.

Sonunda bir köye varmış. Orada köyün zenginlerinden biri, onu evine almış. Gel zaman git zaman büyümüş, çok güzel bir kız olmuş. Güzelliği dillere destan olmuş. Yedi düvelden kızı istemeye gelenler olmuş. Kız bunları istememiş. Zengin adam, iyi kalpli biriymiş. Kıza sormadan onu kimseyle evlendirmemiş. Kız da kendisini istemeye gelenlerin hiçbirini beğenmemiş. Ta ki komşu ülkenin padişahının onu gelip istemesine kadar.

Kızın güzelliğini duyan komşu ülkenin padişahının oğlu (…) gelip kızı babalığından istemiş. Padişah oğluna kız vermek herkese nasip olmaz. Mutluluktan az kalsın akıllarını kaybediyorlarmış. Şehzade kırk gün kırk gece düğün yaparak kızla evlenmiş.

Aradan bir hayli zaman geçtikten sonra kız, başından geçenleri kocasına anlatmış, “Babamı yemeğe çağıralım.“ demiş. Kocası da “Olur.” demiş. Gereken hazırlıklar yapılmış, kızın padişah babası ziyafete çağrılmış.

Kızın padişah babası söylenen günde avanesiyle birlikte ziyafete gelmiş. Padişah ve beraberindekiler sofraya oturduğunda yemekler sırayla gelmeye başlamış. Ama kız, aşçısına bütün yemeklerin tuzsuz olmasını tembih etmiş. Padişah hangi yemeği yemek istese nafile! Yemeklerin hiçbirini yiyememiş. Tok oturup aç kalkmış. Padişah açlıktan kıvranınca küçük kızı şöyle demiş:

— Padişahım, duyduk ki siz tuzu sevmezmişsiniz. O yüzden yemekleri tuzsuz yaptık, demiş.
İyice karnı acıkan padişah:
— Ne münasebet, tuzsuz yemek mi olur, demiş.

Bunun üzerine küçük kız sabredemeyip:
— Seni tuz kadar seviyormuş dediği için küçük kızını zindanlara atmışsın, demiş.

Padişahın söz söylemesine fırsat vermeden:
— İşte o küçük kız benim, (…) bütün yemekleri tuzsuz yaptırdım ki kıymetimi anlayasın, diye devam etmiş.

Padişah yaptığından utanarak küçük kızının boynuna sarılmış, kendisini affetmesini istemiş. Kız affetmez mi, zaten babasını çok seviyormuş. Babası da hem tuzun ne kadar kıymetli olduğunu anlamış hem de kızına kavuşmuş.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.

Yukarıda verilen özelliklerden yararlanarak “Padişahın Kızları Masalı” metnindeki masala ait özellikleri aşağıya yazınız.

“Padişahın Kızları” masalına ait masal özellikleri:

  1. Yer ve zaman belirsizdir:
    Masal, “Bir varmış bir yokmuş…” gibi kalıplaşmış ifadelerle başlar. Hangi zamanda ve nerede geçtiği belirtilmez. “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…” ifadesiyle zamanın belirsiz olduğu vurgulanır.
  2. Olaylar ve kahramanlar olağanüstü özellikler içerir:
    Küçük bir kızın yıllar sonra güzelliğinin dillere destan olması, zindandan gizlice çıkarılması ve bir padişah oğluyla evlenmesi gibi olaylar olağanüstü ve sıra dışıdır. Masaldaki karakterler (padişah, şehzade, küçük kız) idealize edilmiştir.
  3. Yararlı, eğitici bir türdür:
    Masal, “sevgi” kavramının kıymetini anlatır. Küçük kızın sevgisini “tuz” kadar değerli bulması, sonradan padişahın bunu anlayarak kızına kavuşması gibi olaylar eğitici bir mesaj taşır: Gerçek sevgi her zaman anlaşılmayabilir ama çok kıymetlidir.
  4. Çok eski zamanlara dayanan, sözlü geleneğe ait bir edebiyat ürünüdür:
    Masal, anonim halk edebiyatı ürünüdür. Ağızdan ağıza anlatılagelmiş, yazılı kaynaklardan çok sözlü gelenekte yaşamıştır. Bu da onu geleneksel ve tarihi bir ürün hâline getirir.
  5. Kalıplaşmış tekerlemelerle başlar ve biter:
    Masalın başında:
    “Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde…”
    Masalın sonunda:
    “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.” gibi kalıplaşmış ifadeler yer alır. Bu, masalların ayırt edici özelliklerindendir.
  6. Masalda yapı unsurları yer alır:
    • Döşeme: Masal tekerlemesiyle başlayan giriş kısmıdır: “Bir varmış, bir yokmuş…”
    • Serim: Padişahın üç kızıyla olan sevgisini ölçmek istemesi.
    • Düğüm: Küçük kızın “Tuz kadar seviyorum” demesi üzerine zindana atılması.
    • Çözüm: Kızın büyüyüp padişah oğlu ile evlenmesi ve babasını yemeğe çağırıp gerçeği anlatması.
    • Dilek: “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine” ifadesiyle mutlu sona ulaşılması.

Bu yönleriyle “Padişahın Kızları”, geleneksel Türk masallarının bütün temel özelliklerini taşıyan güzel ve öğretici bir masaldır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.