Yer, zaman, olay içeren bir hikaye

Yer, zaman, olay içeren bir hikaye
12
A+
A-

Ormanın Gizemli Işığı

Yer: Küçük bir Anadolu kasabası ve kasabanın yanındaki orman
Zaman: 1985 yılının yaz mevsimi, bir akşamüstü
Olay: İki çocuğun ormanda gördükleri gizemli ışığın peşinden gitmeleri

1985 yılının sıcak bir yaz günüydü. Anadolu’nun küçük bir kasabasında, güneş yavaş yavaş batmaya yüz tutmuştu. Gökyüzü turuncunun ve pembenin bin bir tonuyla süslenmişti. Kasabanın hemen yanında büyük bir orman uzanıyordu. Çocukların oyun alanı olan bu orman, gündüzleri kuş cıvıltıları ve rüzgârın uğultusuyla huzurlu bir yerdi. Fakat akşam olunca orman, sessizliğiyle biraz ürkütücü bir hâl alırdı.

Kasabanın iki çocuğu, Ali ve Zeynep, o gün yine ormanın kenarında saklambaç oynuyorlardı. Ali saklanacak bir yer ararken gözüne uzaktan hafifçe parlayan bir ışık ilişti. Önce güneşin son ışıkları sandı ama dikkatlice baktığında ışığın ormanın derinliklerinden geldiğini fark etti. Zeynep de ışığı görünce ikisi merakla birbirlerine baktılar.

“Ali, bu ışık da ne böyle? Daha önce hiç görmemiştik.” dedi Zeynep.
“Bilmiyorum, ama gidip bakalım mı? Belki de birinin feneridir.” diye cevap verdi Ali.

İki çocuk korku ve merak duygusu arasında kalmışlardı. Akşam ezanı okunmaya başlamış, köyün üzerine yavaş yavaş gece çökmekteydi. Ama merakları ağır bastı. Ormanın içine doğru yürümeye başladılar.

Ağaçların arasından ilerledikçe ışık daha da belirginleşiyordu. Fakat ışığın kaynağına yaklaştıkça ortalık sessizleşiyor, rüzgâr bile kesiliyordu. Çocukların kalbi hızla çarpıyordu. Birkaç dakika yürüdükten sonra, küçük bir açıklığa vardılar. Açıklığın tam ortasında, yerde bir taş parçasının üzerinde, sanki içinden ışık çıkan yuvarlak bir nesne parlıyordu.

Zeynep korkuyla Ali’nin koluna sarıldı.
“Bu nedir böyle? Ateş böceği olamaz, çok büyük.” dedi.
Ali biraz cesaret toplayarak yaklaştı. Nesne bir taş değil, parlak metal bir küreydi. Küre, mavi renkte hafif bir ışık saçıyor, etrafındaki çimenleri aydınlatıyordu.

Ali, “Dokunsak mı acaba?” diye fısıldadı.
Zeynep hemen karşı çıktı: “Sakın dokunma! Belki tehlikelidir.”

O sırada gökyüzünde ani bir yıldız kaydı. Çocuklar irkildi. Küre, yıldız kaymasıyla aynı anda biraz daha parladı ve sonra yavaş yavaş sönmeye başladı. Birkaç saniye içinde ışık tamamen kayboldu, küre sıradan bir taş parçasına dönüştü.

İkisi de şaşkınlıkla birbirine baktı. Birkaç dakika önce parlayan nesne şimdi sıradan bir kaya gibiydi. Cesaretini toplayan Ali taşı eline aldı ama artık hiçbir özelliği kalmamıştı. Sanki az önce gördükleri şey bir hayaldi.

Zeynep, “Hemen eve dönelim. Ailelerimiz merak eder.” dedi. İkisi de hızla ormandan çıktılar. Kasabanın ışıkları göründüğünde derin bir nefes aldılar.

Eve vardıklarında yaşadıklarını ailelerine anlattılar ama kimse onlara inanmadı. “Siz herhalde güneşin batışını ışık sandınız.” dediler. Ama Ali ve Zeynep biliyordu ki gördükleri şey güneş ışığı değildi. O anı ömürleri boyunca unutmayacaklardı.

Aradan yıllar geçti, çocuklar büyüdü. Fakat ikisi de hâlâ 1985 yazında ormanda gördükleri o gizemli ışığı hatırlıyordu. Bazen düşündüler: Acaba gerçekten gökyüzünden gelen bir işaret miydi, yoksa sadece çocukluklarının hayali miydi? Cevabını hiçbir zaman bulamadılar. Ama o akşam yaşadıkları, hayatlarının en heyecan verici olayı olarak hafızalarına kazındı.

Sonuç

Bu hikâyede yer olarak Anadolu’daki bir kasaba ve orman, zaman olarak 1985 yazı ve akşamüstü, olay olarak ise çocukların gizemli bir ışığı takip etmeleri işlendi. Hikâye yaklaşık 530 kelime uzunluğundadır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.