Sosyal Çalışmacı Ünvan Değişikliği Sınavı Konular ve Çıkmış Sorular 31

CEZA ADALET MEVZUATI
Suçun psikososyal boyutunu inceleyen bir bilim alanı olan adli sosyal çalışma, suçun oluşma nedenleri ve sonuçlarına ilişkin bilimsel bulgular sunar. Kısaca söylemek gerekirse, bireyin suçu işlediği sıradaki suça ilişkin nedenler, bireyin suç davranışını işlemesine neden olan biyolojik, psikolojik ve sosyal nedenler, bireyi suça iten çevresel faktörler, suçun makro boyutu ve devlet politikalarının suç davranışı üzerindeki etkisi… vb gibi suçun bireysel nedenleri ya da olumsuz toplumsal sonuçlarının artması, adli sosyal çalışma alanının önemini arttırmış ve bu alandaki çalışmaların hız kazanmasına neden olmuştur.
Yasaların cezalandırdığı, bir toplumundaki yasal mevzuatın yasak olarak belirttiği her tür davranışa suç, suç davranışını sergileyen bireye ise suçlu denmektedir. Suçun nedenleri tek bir faktörle açıklanamaz, suçun psikolojik, sosyal ve ekolojik nedenleri vardır. Suç davranışının oluşma nedenleriyle ilgili en önemli açıklamalardan biri psikolojik yaklaşımlardan gelmektedir. Bu yaklaşıma göre, suçun nedenlerinin temelinde bireysel faktörler vardır. Sosyolojik yaklaşıma göre, suçun temelinde sosyolojik öğeler vardır. Ekolojik yaklaşım, yani birçok faktörün etkileşiminin suç davranışına neden olduğu açıklaması da suçun nedenlerine yönelik açıklamalardan biridir.
Adli sosyal çalışma, adli konuların sosyal hizmet alanlarına uygulanması olarak tanımlanan bir disiplindir. Adli sosyal çalışmacılar genel olarak suçun ve suçlunun rehabilitasyonu, suçlunun risk değerlendirmesi, ceza infaz kurumundan çıktıktan sonraki süreçte denetimi gibi alanlarda çalışmalarının yanı sıra aile ve çocuk mahkemelerinde, çocuk adalet sisteminde ve hatta orduda çalışabilmektedir. Adli sosyal çalışmacılar genel olarak aile içi şiddet, çocuk ihmal ve istismarı, yaşlı istismarı, velayet, madde kullanımı, suçlu rehabilitasyonu, şartlı tahliye ve tahliye sonrası psikososyal rehabilitasyonu… gibi birçok konuda çalışmaktadırlar. Dünya’da adli sosyal çalışma, ilk olarak suça sürüklenmiş çocuklara yönelik çalışmalarla başlamıştır. Aile mahkemelerinde adli sosyal çalışmacıların görevleri Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile belirlenir.
Ülkemizde ise adli sosyal çalışma uygulamaları çok daha yakın bir tarihte başlamıştır. Özellikle 1979 yılında yürürlüğe giren “2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun1 ” ve 2003 yılında yürürlüğe giren “Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun” ile birlikte adli sosyal çalışma alanlarında sistematik olarak uygulamalı bir sürece girilmiş, adli alanda çalışan sosyal çalışmacılar mahkemelere uzman görüşü bildirmeye, davalara ilişkin rapor yazmaya, ya da mahkemenin isteklerine ilişkin konularda çalışma yapmaya başlamışılardır. Bu kanunlar kapsamında sosyal çalışmacıların görev ve sorumlukları şu şekilde belirtilmektedir:
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’a istinaden sosyal çalışmacıların görevleri “Aile mahkemeleri bünyesinde bulunan uzmanlar” başlığı altında kanunun 5. Maddesi gereğince belirtilmiştir. Bu maddede, sosyal çalışmacıların görevleri dört unsurda ele alınmıştır. Buna göre: “Sosyal çalışmacılar, davanın esasına girilmeden önce mahkemenin istediği konularda araştırma ve inceleme yapmakla görevli olup, incelemelerinin sonuçlarını raporlaştırarak mahkemeye sunmakla mükelleftir. Bunun yanı sıra, dava konusu hakkında taraflar arasında bir uyuşmazlık söz konusu ise, uyuşmazlığın nedenlerine ilişkin rapor yazmak da görevleri arasındadır. Sosyal çalışmacının diğer görevi, mahkemenin gerekli gördüğü konularda (örneğin çocuk refahı, suça sürüklenmiş çocuğun biyopsikososyal durumunun suç davranışına etkisi, yetişkin suçlunun sosyal ya da psikolojik durumu, velayet davasında çocuğun yüksek yararı hakkında uzmanlık görüşü vb.) mahkemelerde hazır bulunmak ve uzmanlık görüşü bildirmektir.”
Adli Sosyal Çalışmacının Yetişkinlerle İlgili Görevleri Adli sosyal çalışmacıların suça sürüklenen çocuğa ilişkin görevleri 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında belirtilmiştir.
- Evlilik nedeniyle tarafların sorumlulukları konusunda tarafları uyarmak ve gerekirse uzlaşmalarını sağlamak,
- Aile üyelerinin ve ailenin ekonomik çıkarlarını korumak, evlilik nedeniyle doğan mali sorumlulukların yerine getirilmesi adına gerekli önlemleri almak,
- İhtiyacı olan bireyleri resmi, özel ya da sosyal hizmet kurumlarına yerleştirmek,
- Bireyi bir meslek edindirme kursuna ya da diğer başka eğitim kurumlarına yönlendirmektir.
Sosyal çalışmacının görev alanına giren diğer bir koruyucu, eğitici ve sosyal önlemler ise çocuklar hakkındadır. Bu başlık kanunun 6. maddesinde “küçükler hakkında” başlığı altında belirtilmiştir. Buna göre,
- Çocuğun yüksek yararı gözetilerek, çocuğun bakım ve gözetimi için gerekli olan nafaka yükümlülükler konusunda gerekli önlemlerin alınması,
- Duygusal, bedensel ve zihinsel ihmal ya da istismar edilen çocuğun ebeveynlerinden alınarak bir ailenin yanına yerleştirilmesi ya da çocuklara yönelik resmi ya da özel bir kuruma yerleştirilmesinin sağlanması,
- Çocuğun mal varlığının yönetimi ve mallarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınması,
- Genel ve katma bütçeli daireler, mahallî idareler, kamu iktisadî teşebbüsleri ve bankalar tarafından kurulmuş teşekkül, müessese veya işletmelere veya benzeri işyerlerine yahut meslek sahibi birinin yanına yerleştirmesidir
Çocuk mahkemelerinde adli sosyal çalışmacının ve diğer sosyal çalışma görevlilerinin görevi: “Çocuk hakkında sosyal inceleme yapmak ve inceleme sonucundaki veri, görüş ve önerilerini bilimsel temelde yazılmış bir raporla mahkemeye sunmaktadır.” Bu rapor genel olarak suça sürüklenen çocuğu suça iten nedenler, çocuğun sosyal çevresinin durumu, psikolojik ve sosyal yeterliliği ya da yetersizliği ve suçun niteliğine ilişkin bilgiler içerir. “Bir diğer görevi ise kovuşturma esnasında suça sürüklenen çocuğun ifadesinin alınması ve sorgusu esnasında yanında bulunmaktadır.”
Ceza ve infaz kurumları mevzuatı
Günümüzde mahkumların ıslahına ve davranışlarını değiştirmeye yönelik psikososyal çalışmaların temelinde suçun davranışının ve residivismin (yeniden suç işleme) önlenmesi vardır. Ceza infaz kurumlarının asıl görevi, ceza infaz kurmalarında kalan bireylerin psikososyal rehabilitasyonlarını sağlamak ve topluma uyum süreçlerini hızlandırmaktır.
Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlikleri yoğun olan, hükümlü ve tutuluların kaçmalarını önleyecek her türlü fiziksel, mekanik ve teknik önlemlerin alınmış olduğu ceza infaz kurumlarıdır. Açık kurumlar, hükümlülerin iyileştirilmeleri, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri olan ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Çocuk ceza infaz kurumları ise, çocuk tutukevlerinden ya da çocuk eğitim evlerinden disiplinsizlik ya da firar gibi herhangi bir sorun nedeniyle suça sürüklenmiş çocukların ya da suçu henüz kesinleşmemiş tutuklu çocukların barındırıldıkları yerlerdir. Ceza infaz kurumlarında adli sosyal çalışmacılar 5275 sayılı kanun kapsamında çalışır, temelinde suçlu rehabilitasyonu vardır.
Ceza İnfaz Kurumlarında Çalışan Sosyal Çalışmacıların Çalışma Esasları
Hükümlünün geçmişi, suç nedenleri, suç sicili, fizik yeteneği ve ruhsal yapısı, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâlleri, hapis cezasının süresi, salıverildikten sonraki beklentisi dikkate alınarak, toplumun hukuka uygun hareket eden ve üretken bir üyesi olarak yaşamını sürdürmesini sağlayacak ve bireysel ihtiyaçlarına uygun bir biçimde iyileştirme programları uygulanır. Bu programların hazırlanması ve uygulanması amacıyla ceza infaz kurumlarında eğitim ve psiko-sosyal hizmet servisleri oluşturulur.
- Psikososyal serviste çalışan psikolog ve sosyal çalışmacılar, ceza infaz kurumuna yeni gelen hükümlü ve tutukluyla ilk 3 gün içerisinde bireysel görüşme yapmak zorundadır.
- Psikososyal serviste çalışan psikolog ve sosyal çalışmacılar, ihtiyacı olduğu düşünülen hükümlü ve tutuklulara ilgili grup çalışmalarını uygulamak zorundadır. (öfke kontrol programı, intiharı önleme programı, sigara-alkol ve madde bağımlılığı programı, salıverilme öncesi mahkum gelişimi programı vb.).
- Psiko-sosyal yardım servisi çalışmaları “Standartlar Sistemi” çerçevesinde yürütülür. Psikolog ve sosyal çalışmacının görev yaptığı psiko-sosyal yardım servisinde, psiko-sosyal yardım programları eğitimini alan personel de çalışacaktır.
- Psikososyal yardım servisi meslek elemanları, hükümlü ve tutuklunun ruh ve beden sağlığına ilişkin koruyucu ve geliştirici programları araştırır ve uygular, bu programların uygulanması için bağımsız bir grup çalışması odası oluşturulur.
- Ceza infaz kurumuna yeni gelen hükümlü ve tutukluya psikososyal yardım servisinin hizmetleri anlatılır ve bu bireylerle bireysel görüşme ve grup çalışması yapılır.
Ceza infaz kurumlarında adli sosyal çalışmacılar, bireysel görüşme ve grup çalışmaları yapmakla mükelleftirler. Sosyal çalışmacı, ilk olarak ceza infaz kurumuna gelen hükümlü ve tutukluyla ilk 3 gün içeresinde görüşme yapmak zorundadır. Bu görüşmede amaç, hükümlü ve tutuklunun suç işleme nedenlerinin belirlenmesi, ceza infaz kurumu içerisinde ihtiyaçlarının belirlenmesi ve dışarıdaki sosyal ağıyla iletişimin kurulması ve bu iletişimin devam ettirilmesidir.
Ceza infaz kurumları içerisinde uygulanan grup çalışmaları genel olarak Öfke Kontrol Programı, Madde Bağımlılığı Programı, İntihar ve İntiharı Önleme Programı, Aile Programları, Salıverilme Sonrası Mahkum Gelişimi Programı ve cinsel suçlulara yönelik Cinsel Suçu Önleme Programı’ dır.
Denetimli Serbestlik ve Denetimli Serbestlik Mevzuatı
Denetimli serbestlik, hüküm almış bireylerin suça ilişkin risk analizleri yapılarak, tekrar suç işlemelerine risk oluşturabilecek risk faktörlerinin belirlenmesi, bu risk faktörlerine yönelik ihtiyaçların karşılanması, ceza infaz kurumlarından çıkan bireylerin takip edilmesi ve madde kullanımı olan bireylerin psikososyal rehabilitasyon çalışmalarının yapılması ve bireyin sosyal çevresi içinde yaşamasına ve davranış değişikliği sağlamasına yardımcı olacak, her türlü ceza adalet çalışmaların bütünüdür.
DS sisteminde amaç, bireyin ceza infazının sadece sosyal çevresi içinde değil, aynı zamanda bireyi suça iten nedenlerin, suç işlemesine neden olan ve engel olabilecek risk faktörlerinin belirlenmesine yönelik ihtiyaç analizin yapılması ve belirlenen ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik sosyal hizmet çalışmaları ile bireyin psikolojik ve sosyal rehabilitasyonu için psikososyal rehabilitasyon çalışmalarının yerine getirilmesidir. Madde kullanıcılarına TCK’nın 191 ve 192. Maddelerine istinaden denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
Ülkemizde denetimli serbestlik hizmetleri 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu kapsamında ele alınır.
5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu 10. Maddesi gereğince, denetimli serbestlik müdürlüklerinde psikolog, sosyal çalışmacı, sosyolog, öğretmen ve benzeri alanlarda eğitim almış olan personel görev alır, denmiştir. Bu kanun kapsamında çalışan sosyal çalışmacıların DS’deki görevleri şunlardır.
Risk Değerlendirmesi Yapmak
Bireysel Görüşme Yapmak,
Grup Çalışması Yapmak
Hakkında denetimli serbestlik kararı verilen bireye DS müdürlüğüne geldiğinde ilk olarak bireyin yeniden suç işlemesi riskinin ortaya çıkarıldığı ve bireyin yeniden suç işlemesine engel olmaya yönelik çalışmaların belirlendiği ihtiyaç analizi yapılmaktadır. Bu noktada, bireye standardize edilmiş bir test uygulanmaktadır (örneğin, Yetişkinler İçin Risk ve İhtiyaç Belirleme Formu). Bu test sonucu elde edilen bilgilere istinaden, bireyin yeniden suç işleme riski, düşük, orta ya da yüksek olarak sınıflandırılır ve bu sınıflandırmaya göre bir denetim planı hazırlanır. Bu denetim planına istinaden birey, ihtiyacı olduğu bireysel ya da grup çalışmalarına yönlendirilmektedir.
Bir sonraki aşama bireyin “bireysel görüşme” ihtiyacıdır. Adli sosyal çalışmada bireysel görüşme, bireyin biyopsikososyal ihtiyaçlarının belirlendiği en önemli süreçtir. Bireysel görüşme sürecinde, bireyin suç geçmişi ve öyküsü, aile içi şiddet, antisosyal ebeveyn, çocuklukta yaşadığı travma ve taciz ya da çocukluktaki davranış bozuklukları… vb birçok psikolojik faktörün yanı sıra, bireyin suç işleme riskini arttıran suçlu bir çevrede büyüme, işsizlik, zayıf sosyal destek, aile ya da sosyal çevrede suç işleme davranışının olması gibi birçok sosyal faktörler incelenir.
Adli sosyal çalışmacının, denetimli serbestlikteki diğer bir görevi ise grup çalışmalarının uygulanmasıdır.
ÇOCUK SUÇLULUĞU
Alan yazını incelendiğinde, bir çocuğun sokakta yaşamasının nedenleri arasında, nüfus yoğunluğunun artması, ekonomik sorunlar, savaş, geleneksel değerlerin yok olması, aile için şiddet ya da aile içi ihmal ve istismar gibi sorunlar gösterilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sokak çocuğu kavramını 4 temel kategoride alır. İlki, sokağın çocuğudur. Sokakta yaşayan, sokak dışında bir evi olmayan, aile üyeleri tarafından terk edilmiş ya da aileleri ölmüş çocukları ifade eder. Bu çocuklar arkadaşlarından başka bir arkadaşına taşınarak ya da terkedilmiş binalarda yaşayarak hayatlarını idame ettirmeye çalışırlar. İkincisi sokaktaki çocuktur. Sokaktaki çocuk, evine düzenli olarak uğrayan, hatta çoğu gece evinde kalan çocukları ifade eder. Ancak bu çocuklar yoksulluk, aile içi şiddet ya da aile içinde ihmal ya da istismar sorunları nedeniyle bazı geceler sokakta uyumak zorunda kalırlar. Sokak ailesinin parçası olan çocuk, çeşitli sosyal sorunlar nedeniyle evlerini yitirmiş aile üyeleriyle sokakta yaşayan çocukları ifade eder. Son olarak kurum bakımındaki çocuk ise her an sokağa dönme riski olan ancak bir kurumun bakımında olan çocukları ifade etmektedir.
Aile sistemi içinde yaşanan olumsuz tutum, davranış, yoksulluk, zayıf destek ya da aile içindeki hastalıklar ya da psikopatolojiler çocuğun suç davranışı göstermesi için temel olabilmektedir. Özellikle ebeveyn ve çocuk etkileşiminin kalitesi, çocuğun suç davranışının niteliği için belirleyicidir. Yoksulluk çocuğun suça sürüklenmesinde önemli bir risk faktörüdür, ancak çocuğun suça sürüklenmesini dolaylı olarak etkiler. Çocuk suçluluğunda en önemli etkenler sosyal sorunlardır. Ancak bazı özgül öğrenme güçlüğü ya da mental sorunlar gibi bireysel sorunlar çocuğu suça itebilir. Çocuklara ilişkin en temel uluslararası metin Çocuk Hakları Bildirgesi’dir.
Çocuk haklarına ilişkin en temel metin, yine Birleşmiş Milletlerin tarafından 20 Kasım 1959 yılında kabul edilen “Çocuk Hakları Bildirgesi’dir. “Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgari Standart Kurallar (Pekin-Beijing Kuralları)” isimli yasal mevzuat, bir diğeri ise 19 Aralık 1990 yılında BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen “Çocuk Suçluluğunun Önlenmesine İlişkin Birleşmiş Milletler Yönlendirici İlkeleri’dir (Riyad İlkeleri)”. Aynı süreçte yani BM Genel Kurulu’nun aynı oturumunda Havana Kuralları kabul edilmiştir.
Ülkemizde ve dünyada çocuk polisi, 18 yaşına kadar olan çocukların gelişim özellikleri, tutum ve davranışları, çocuklarla iletişim becerileri ve çocukları suça iten nedenler ve risk faktörleri konusunda eğitim almış polistir. Havana kurallarına göre, çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması, tutuklanması ya da kapatılması, alınması gereken son tedbir olmalıdır. Çocuk mahkemelerinin kurulmasının en temel amacı, çocukların yetişkinlerden farklı olması ve henüz fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini tamamlamamış olmalarıdır. Çocuk mahkemeleri özel mahkemelerdir, bu mahkemeler çocuğun yargılanması yanında çocuk hakkında gerekli tedbirlerin alınmasından sorumludur. 12 yaşından gün almamış suça sürüklenmiş çocuk yargılanmaz. 12-15 yaş aralığındaki suça sürüklenmiş çocuğun işlediği suç davranışı 5 yılı aşkın bir hapis cezası gerektiren bir davranış değilse çocuk tutuklanamaz ve yargılanamaz.
Çocuk mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkileri 5397 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda belirtilmiştir. Bu kanuna göre çocuk mahkemeleri özel mahkemeler olup, suça sürüklenen çocukların yargılanması ya da gerekli tedbirlerin verilmesinden görevli mahkemelerdir. Çocuk mahkemelerinin kurulmasında temel amaç, çocukların fiziksel, psikolojik, mental ve duygusal gelişimlerini henüz tamamlamaları ve yetişkinlerden farklı olmalarıdır.
Çocuk Koruma Kanunu’na istinaden, çocuk hakkında tedbir kararı verebilir. Buna Acil Koruma Kararı denmektedir. Bu kanuna göre 18 yaşına kadar süreçte her çocuk gelişim dönemleri göz önüne alınarak yargılanır. Bu kanuna göre, 15 yaşını geçmemiş olan çocuk, eğer işlediği suç davranışı 5 yılı aşkın bir hapis cezası gerektiren bir davranış değilse tutuklanamaz, ancak tutuksuz yargılanabilir. Ayrıca, 12 yaşından küçük çocuklar ne tutuklanabilir ne de yargılanabilirler. 15-18 yaş aralığındaki suça sürüklenmiş çocuğun ise, suçun anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığına dair araştırılması gerekmektedir. Bu nedenle çocuğa ilişkin sosyal inceleme raporu, denetim raporu ve denetim olanı hazırlanır.
Çocuk Mahkemelerinde Sosyal Çalışmacıların Görevleri
- Sosyal çalışmacıların çocuk mahkemelerindeki görevleri yine Çocuk Koruma Kanunu’nun 34. maddesince düzenlenmiştir. Buna göre, görevlendirildikleri çocuk hakkında sosyal inceleme raporu hazırlayıp, ilgili mercie zamanında sunmaları beklenir. İsteğe istinaden çocukla ilgili rapor yazmak yine sosyal çalışmacının görevidir. Buna sosyal inceleme raporu denir
- Sosyal inceleme raporu kısaca, çocuğun bireysel özellikleri, suça ilişkin bilgiler, suç nedenleri ve çocuğu suça iten faktörlere ilişkin bilgilerin bilimsel çerçevede sunulduğu bir rapordur. Bu raporla çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği belirtilir ancak takdir mahkemenindir, yani mahkeme uzmanın yazdığı rapor çerçevesinde karar vermek zorunda değildir.
- Sosyal inceleme raporunda sosyal çalışmacı, çocuğun işlediği fiille ilgili olarak hukukî anlam ve sonuçları kavrayabilme yeteneğine dair sonuç bildiremez.
Sosyal İnceleme Raporundaki Bilgiler
- Çocuğun doğduğu andan başlayarak gelişim aşamalarını layıkıyla tamamlayıp tamamlamadığı, tamamlayamadıysa sebepleri,
- Çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel ve ahlaki gelişim özellikleri,
- Çocuğun aile ve sosyal durumu, bu durumların suç davranışıyla ilişkisi,
- Aile sistemi hakkında bilgi, çocuk ve ebeveyni arasındaki ilişkinin kalitesi,
- Çocuğun akademik durumu, okul çevresiyle ilişkisi,
- Suç davranışı, suç davranışının nedenleri ve niteliği, adli mercilerin suça sürüklenmiş çocuğa müdahalesini gerektiren durumlar,
- Suça sürüklenmiş çocuğa bir tedbir uygulanması gerekiyorsa, bu tedbirin ne kadar süre uygulanması gerektiğine dair öneriler,
- Suça sürüklenmiş çocuğun aile sistemiyle ilgi bir problem olduğu gözlenmiş ise ailesine ve çocuğun ihtiyacı olan danışmanlık ya da psikiyatrik hizmetlere ilişkin öneriler sunması beklenir.
Tutuklu çocuklar, hüküm aldıkları an eğitim evlerinde barındırılırlar. Ceza infaz kurumlarında olan çocuklardan tutuklu olan çocuklar ile bir disiplin suçu ya da disiplin nedeniyle haklarında nakil kararı verilen çocuklar çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılırlar. Bu kurumlarda 12-18 yaş arası çocuklar gelişimsel özellikleri ve işledikleri suçun niteliğine bağlı olarak ayrı bölümlerde barındırılırlar.
Bir diğer çocuk ceza infaz kurumu ise hüküm almış çocukların eğitim almaları, meslek edinmeleri ve doğru davranış kalıplarını öğrenmeleri için yoğun rehabilitasyon çalışmalarının yapıldığı çocuk eğitim evleridir. Çocuk eğitim evleri açık kurumlar olup, hükümlü çocukların firar davranışlarına karşı herhangi bir engel bulunmaz. Bu kurumların güvenliği iç güvenlik görevlileriyle sağlanır. Ülkemizde 4 adet çocuk eğitim evi vardır
Ceza adalet sistemi üzerinde bazı perspektiflerin etkisi büyüktür. Bu bakış açıları suç yasalarının yürürlüğe girmesini, kanun-politika ve uygulamalarını, mahkeme süreci ve cezalandırma reformlarını etkilemiştir. Bu perspektifler:
- Suçun kontrolü perspektifi
- Rehabilitasyon perspektifi,
- Süreç perspektifi
- Adalet perspektifi,
- Onarıcı adalet perspektifi,
- İntikamcı adalet perspektifi
- Terapötik hukuk uygulamaları perspektifinden oluşur.
Sosyal hizmet mesleği için en çok ilgi çeken üç bakış açısı; rehabilitasyon, onarıcı adalet ve terapötik hukuk perspektifleridir. Rehabilitasyon, sosyal hizmet mesleğini en çok ilgilendiren ceza adaleti perspektiflerinden biridir. Rehabilitasyon, yalnızca kamu güvenliği konularına odaklanmakla kalmaz, aynı zamanda suçlu ve mağdurların zihinsel sağlık ve madde kötüye kullanımı tedavisi yanı sıra ya da ikincil travma yaşayan suç ve adalet sistemindeki uzmanların da tedavi görmelerini sağlar. Süreç perspektifine biraz benzeyen adalet perspektifi, ceza adaletine katılan tüm bireylere aynı şekilde davranılmasını vurgulamaktadır. Onarıcı adalet, cezai adalet sisteminin olumsuz, sert ve cezai niteliğini azaltmayı amaçlamaktadır. Sadece suçlulara ve mağdurlara odaklanmak yerine, bu bakış açısı mağdurlar, suçlular ve toplulukların adalet ihtiyaçlarını vurgulamaktadır. Onarıcı adalet birçok yönden tanımlanmıştır. Bu tanımlar; mağdurlar, suçlular ve topluluklar arasında uzlaşmaya varmak için kullanılan süreçlerden, onarılmaya uğrayan suça çözüm bulmaya kadar çok çeşitlidir. Genel olarak terapötik hukuk perspektifi ise yasanın bireyin duygusal yaşamı ve psikolojik iyi oluşu üzerindeki etkisinin geleneksel olarak dikkate alınmayan alanına bakar. Dikkate alınsa da alınmasa da hukukun psikolojik alanda sonuçları olan sosyal bir güç olduğunu kabul eder. Ayrıca terapötik hukuk perspektifi hukukun terapötik açıdan müthiş iyileştirme potansiyel rolüne inanır ve bu süreci inceler.
Çocuk mahkemesinin felsefesi dört noktaya dayalıdır:
• Ceza için tek yargı rehabilitasyon olmalıdır.
• Çocuklar olgunlaşmadıkları için onlara yetişkin suçlu gibi davranılmamalıdır.
• Suçlu olduğu kabul edilen çocuklar, genellikle ıslah edici bir kuruma yerleştirilmeleri yerine denetim altına alınmalıdır.
• Çocuklar, onların problemlerini anlayacak bir mahkemeye gönderilmelidir.
Çocuklar Hakkında Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbirler
- Danışmanlık Tedbiri
- Eğitim Tedbiri
- Bakım Tedbiri
- Sağlık Tedbiri
- Barınma Tedbiri
- Veli, Vasi, Bakım ve Gözetimden Sorumlu Kişiye Teslim Tedbiri
Acil Koruma Kararı: Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri tarafından önce bakım ve gözetim altına alınır, kurum on beş gün içinde çocuk hâkiminden koruma kararı verilmesini talep eder. Bu karar üç gün içerisinde verilir ve otuz gün süreli olan bu karar süresince kurum çocuk hakkında sosyal inceleme yapar.
- Uzlaşma
- Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
- Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesinin Koşulları
- Erteleme Süresi
- Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı Verilmesi
Ceza hukukunda çocukların sorumluluğu ve kovuşturma ve yargılama sürecine ilişkin kanun maddeleri ve cezalar ile güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını sağlayan ilgili ceza kanun maddeleri aşağıda verilmiştir.
- Çocukların Ceza Sorumluluğu konusunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
- Soruşturma ve Kovuşturma-Yargılama Süreci konusunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Emniyet Genel Müdürlüğü
- Çocuk Şube Müdürlüğü/Büro Amirliği Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliği
- Cezalar ve Güvenlik Tedbirleri konusunda da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu
Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler aşağıda başlıklar hâlinde sıralanmıştır.
- Kanunun hükmü ve amirin emri (TCK M.24)
- Meşru savunma ve zorunluluk hâli (TCK M.25)
- Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası (TCK M.26)
- Sınırın aşılması (TCK M.27)
- Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit (TCK M.28)
- Haksız tahrik (TCK M.29)
- Hata (TCK M.30)
- Yaş küçüklüğü (TCK M.31)
- Akıl hastalığı (TCK M.32)
- Sağır ve dilsizlik (TCK M.33)
- Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma (TCK M.34)
Çocuklar için denetimli serbestlik hizmetleri şu şekildedir:
- Eğitim ve eğitime devam ettirme çalışmaları
- Psikososyal destek
- İş ve meslek edindirme kurslarına yönlendirme
- Tedavi hizmetleri
Sosyal hizmet uzmanları ve diğer alan uzmanları (meslek elemanları)nın görev tanımları arasında:
Bilirkişilik
Çocuğa yardım etmek ve hukuksal konularda yol göstermek
Tedbir ve mahkumiyet kararlarını takip etmektir.
Türkiye’de sosyal hizmet uzmanlarına ceza adalet sistemi içinde görevlerini icra ederken rehberlik edebilecek ilke ve esaslar:
• Gizlilik
• Mesleki yeterlilik
• Profesyonel düzeyde ilişki ağı kurabilme
• Kanıt temelli uygulama (araştırmaya ve mevzuata dayalı en son kuram ve uygulama bilgisinin takibi)
1. Aşağıdakilerden hangisi adli sosyal çalışmanın öneminin artmasına neden olan faktörler arasında en az etkili olandır?
a) Suç davranışının çeşitlenmesi
b) Velayet davalarında çocuğun yüksek yararının gözetilmesi
c) Ceza infaz kurumlarına giren ve çıkan sayısının artması
d) Suçlu bireylere yönelik psikososyal çalışmalarına olan ihtiyacın atması
e) Bireyin suçu işlediği andaki mental durumuna ilişkin uzman görüşü
2. Aşağıdakilerden hangisi suçun en doğru tanımıdır?
a) Yasaların cezalandırdığı, bir toplumundaki yasal mevzuatın yasak olarak belirttiği her tür davranışa suç denir.
b) Toplumun kabul etmediği her davranışa suç denir.
c) Toplumun kabul etmediği ancak yasaların cezalandırmadığı davranışlara suç denir.
d) Uluslararası hukuk kurallarına aykırı davranışa suç denir.
e) Herhangi bir ülkenin suç olarak kabul ettiği her davranış, evrensel anlamda suçtur.
3. Aşağıdakilerden hangisi suçun bireysel nedenleri arasında sayılmaz?
a) Bazı kişilik özellikleri suç davranışına daha eğilimlidir.
b) Öfkeli ve saldırgan bireylerin suç işleme riskleri daha yüksektir.
c) Bireyin suç davranışına ilişkin motivasyonu, suç davranışı için bir risk faktörüdür.
d) Bireyin geçmişte istismara maruz kalması suç işleme riskini arttırmaktadır.
e) Bireyin işsiz olması suç işleme riskini arttırmaktadır.
4. Adli sosyal çalışma nedir?
a) Adli konuların sosyal hizmet alanlarına uygulanması olarak tanımlanan bir disiplindir.
b) Ölüm veya ciddi yaralanmayla sonuçlanan vakaların tıbbi yönüyle ilgilenen bilim alanıdır.
c) Suçun nedenlerini inceleyen bilim dalıdır.
d) Olay yeri araştırmalar yapan bilim dalıdır.
e) Suçluların mental yeterliliklerini ölçen davranış bilimidir.
5. Adli sosyal çalışma ilk hangi alandaki çalışmalarla başlamıştır?
a) Suçlulara maddi yardım çalışmaları
b) Dezavantajlı çocuklara yönelik bireysel rehabilitasyon çalışmaları
c) Kilise odaklı yardım çalışmaları
d) Yetişkin suçlulara yönelik grup çalışmaları
e) Kadın suçlulara yönelik bireysel çalışmalar
6. Aşağıdakilerden hangisi Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 6. Maddesinde belirtilen adli sosyal çalışmacının görevleri arasında değildir?
a) Evlilik nedeniyle tarafların sorumlulukları konusunda tarafları uyarmak ve gerekirse uzlaşmalarını sağlamak.
b) Aile üyelerinin ve ailenin ekonomik çıkarlarının korunması, evlilik nedeniyle doğan mali sorumlulukların yerine getirilmesi adına gerekli önlemlerin almak.
c) Madde bağımlılığı konusunda makro politikaların üretilmesi ve uygulanmasını sağlamak.
d) Bireylerin ihtiyacı varsa, ihtiyaç sahibini resmi, özel ya da sosyal hizmet kurumlarına yerleştirmek.
e) Bireyi bir meslek edindirme kursuna ya da diğer başka eğitim kurumlarına yönlendirmek.
7. Aşağıdaki ceza infaz kurumlarıyla ilgili bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlikleri yoğun olan, hükümlü ve tutuluların kaçmalarını önleyecek her türlü fiziksel, mekanik ve teknik önlemlerin alınmış olduğu ceza infaz kurumlarıdır.
b) Ülkemizde çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında hüküm almış çocuklar kalmaktadır.
c) Kapalı ceza infaz kurumalarında oda ve koridorlar kapalı tutularak, mahkumalar suç türlerine göre sınıflandırılır.
d) Açık kurumlar, hükümlülerin iyileştirilmeleri, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır.
e) Çocuk ceza infaz kurumları, çocuk tutukevlerinden ya da çocuk eğitim evlerinden disiplinsizlik ya da firar gibi herhangi bir sorun nedeniyle suça sürüklenmiş çocukların barındırıldıkları yerlerdir.
8. Aşağıdakilerden hangisi ceza infaz kurumunda çalışan adli sosyal çalışmacının temel görevlerinden değildir?
a) Bireysel görüşme talep eden hükümlü ve tutukluyla bireysel görüşme yapmak.
b) Öfke kontrol grup çalışmasını uygulamak ve sonuçlarını değerlendirmek.
c) Madde kullanımı sorunu olan hükümlü ve tutuklulara yönelik madde bağımlılığını önlemeye yönelik çalışmalar yapmak.
d) Firara yeltenen ya da disiplinsizlik nedeniyle ceza alan hükümlü ve tutuklunun cezasının infazına karar vermek.
e) Ailesiyle zayıf iletişimi olan hükümlü ve tutuklunu aile bireylerine görüşmesini sağlamak.
9. Aşağıdakilerden hangisi denetimli serbestlik sisteminin amaçlarından değildir?
a) Bireyin ceza infazının sosyal çevresi içinde gerçekleşmesi.
b) Bireyi suça iten nedenlerin ve suç işlemesine neden olan risk
faktörlerin belirlenmesi.
c) Bireyin tekrar suç işlemesine engel olabilecek unsurların belirlenmesi.
d) Bireye yönelik ihtiyaç analizin yapılması.
e) Madde bağımlılarının detoksifikasyon çalışmalarının yapılması.
10. Aşağıdakilerden hangisi denetimli serbestlik sisteminde uygulanan müdahale programlarındandır?
a) Öfke kontrol programı
b) Çift terapisi programı
c) Depresyonu önlemeye yönelik programlar
d) Kişisel gelişim programı
e) Salıverilme öncesi mahkum gelişim programı
11. Aşağıdakilerden hangisi, suçlu çocuk yerine “suça sürüklenmiş çocuk” kavramının kullanılmasının temel nedenlerinden biri değildir?
a) Çocuğun suç işlemesinin temel nedeninin kendisi olmaması
b) Çocuk suç ilerken salt sorumluluk alamayacağı
c) Çocuğu suça iten nedenlerin temeline siyasal, sosyal ve ekonomik nedenlerin baskın olması
d) Suçlu çocuk kavramının çocuk suçluluğunu tam olarak açıklayamadığı
e) Suç işlemiş çocuğun aynı zamanda mağdur çocuk olması nedeniyle, işlediği suçun sorumluluğu salt kendisinde olamayacağı.
12. Aşağıdakilerden hangisi bir çocuğu direkt olarak suça iten faktörler arasında sayılmaz?
a) Aile içi ihmal ya da istismar
b) Enflasyon oranının artması
c) Ailede iletişim sorunları
d) Çocuğun sokakta yaşaması
e) Akranlar arasında suç davranışı
13. Aşağıdakilerde hangisi Dünya Sağlık Örgütü’nün sokak çocuğu kavramının kategorilerinden değildir?
a) Sokağın çocuğu
b) Ailesiyle sokakta yaşayan çocuk
c) Sokak ailesinin bir parçası olarak çocuk
d) Sokaktaki çocuk
e) Kurum bakımındaki çocuk
14. Yoksulluk, çocuğun suça sürüklenmesinde önemli bir etken olsa da direkt bir etken değildir. Buna göre aşağıdaki yoksulluk koşullarından hangisi çocuk suçluluğunda dolaylı olarak etkili faktörlerden olamaz?
a) Yoksulluk ve göç arasındaki ilişki nedeniyle çocuk suç işleyebilir
b) Yoksulluk ve aile içi ihmal ve istismar arasındaki ilişki çocuğu suça itebilir
c) Yoksulluk sonucu çocuğun yeterli eğitim alamaması nedeniyle çocuk suç işleyebilir
d) Yoksulluk nedeniyle istekleri karşılanmayan çocuk suçla tanışabilir
e) Yoksulluk nedeniyle suçlu bir çevrede yaşayan çocuk yeni suç davranışları öğrenebilir
15. Aşağıdakilerden hangisi Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede yer alan çocuk haklarından biri değildir?
a) Sokakta oynama hakkı
b) Sağlık hakkı
c) Eğitim hakkı
d) Vatandaşlık hakkı
e) Sosyal güvenlik hakkı
16. Aşağıdaki ulusal ya da uluslararası belgelerden hangisi suça sürüklenen çocuklar hakkında değildir?
a) Pekin Kuralları
b) Riyad ilkeleri
c) Havana Kuralları
d) Çocuk Hakları Bildirgesi
e) Birleşmiş Milletler Çocuk Ceza Adaleti Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgari Standart Kurallar
17. Aşağıdakilerden hangisi çocuk polisinin sorumluluklarına ilişkin Pekin Kuralları’nda belirtilen düzenlemelerden biri değildir?
a) Suçu sabit oluncaya kadar her çocuk suçsuzdur.
b) Tutuklandığında çocuğun konuşmama hakkı vardır.
c) Çocuk tutuklandığında velisinin ya da vasinin hazır bulundurulması gerekmektedir.
d) Çocuk tutuklandığında derhal ebeveynine bildirilmesi gereklidir.
e) Çocuk tutuklandığı an sorgulaması yapılır.
18. Aşağıdakilerden hangisi çocuk mahkemelerinin ve çocuk ağır ceza mahkemelerinin temel gerekçeleri arasında sayılmaz?
a) Çocuklar fiziksel, psikolojik, zihinsel ve duygusal gelişimlerini tamamlamadıkları için yetişkinler gibi yargılanmazlar.
b) Çocuk suçlu değil, bakım verilmesi gereken birey olarak değerlendirilmelidir.
c) Çocuk, ceza infaz kurumunda kapatılmamalı, yeni suçlar öğrenmesi ya da olumsuz davranışları içselleştirmesi engellenmelidir.
d) Çocuk mahkemelerinin hedefi çocuğun rehabilitasyonu olmalıdır.
e) Çocuk mahkemeleri çocukların hangi cezaevinde kalmaları gerektiğine karar vermelidir.
19. Aşağıdakilerden hangisi TCK’nın 5.maddesine istinaden çocuğa verilen Acil Koruma Kararlarından değildir?
a) Danışmanlık tedbiri
b) Eğitim tedbiri
c) Barınma tedbiri
d) Bakım tedbiri
e) Sağlık tedbiri
20. Aşağıdakilerden hangisi çocuk ceza infaz kurumlarına ilişkin doğru bir bilgi değildir?
a) Hükümlü çocuklar kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılırlar.
b) Tutuklu çocuklar kapalı ceza infaz kurumunda barındırılırlar.
c) Hükümlü çocuklar eğitim evlerinde barındırılırlar.
d) Hükümlü çocuklar bir disiplin suçu nedeniyle kapalı ceza infaz kurumuna yönlendirilebilirler.
e) Tutuklu çocuklar, hüküm aldıkları an eğitim evlerine yönlendirilirler.
21. Ceza adalet sistemindeki sosyal hizmet uygulamasının gerçekleştiği temel alanlar aşağıdakilerden hangisinde birlikte ve doğru olarak verilmiştir?
a. Kolluk kuvvetleri-mahkemeler-cezalandırma-kanunlar
b. Mahkemeler-hastaneler-bakanlık-üniversite
c. Kolluk kuvvetleri – huzurevleri – bakımevleri – belediyeler
d. Cezalandırma-rehabilitasyon merkezleri-eğitim kurumları-sığınma evleri
e. Sosyal yardım kuruluşları-mahkemeler-sivil toplum kuruluşları-yerel yönetimler
22. Aşağıdakilerden hangileri Siegel’in vurguladığı ceza adalet sisteminin aşamaları arasında yer almaz?
a. Halkı korumak, düzeni sağlamak
b. Yasaları uygulamak
c. Suçluları tespit etmek, suçluları adalete teslim etmek
d. Suçluları rehabilite/tedavi etmek
e. Ceza adalet sisteminde çalışanları ödüllendirmek
23. Ceza adalet sisteminde sosyal hizmet mesleği için en çok ilgi çeken perspektifler aşağıdakilerden hangisinde birlikte ve doğru olarak verilmiştir?
a. Rehabilitasyon, onarıcı adalet ve terapötik hukuk perspektifi
b. İnsan hakları, sosyal haklar ve hukuk perspektifi
c. Ekosistem, bütüncül ve hümanistik perspektif
d. Kurumsal, ticari ve sosyal yardım perspektifi
e. Bunların tamamını
24. Mahkemeler tarafından kendilerine açılan davalar hakkında verilen kararlardan geliştirilen ikinci yasa kaynağı aşağıdakilerden hangisidir?
a. Toplumsal hukuk
b. İçtihat hukuku
c. Ceza kanunu
d. Anayasa
e. Medeni hukuk
25. Kadınların adalete erişimi bakımından en önemli uluslararası metin aşağıdakilerden hangisidir?
a. Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi
b. CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi)
c. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi
d. Pekin Kuralları
e. Helsinki İnsan Hakları Deklarasyonu
26. Aşağıdaki kanun maddelerinden hangisi Çocukların Soruşturma ve Kovuşturma-Yargılama Süreci kapsamında değerlendirilir?
a. Çocuk Hakları Sözleşmesi
b. Medeni Kanun
c. Ailenin Korunması Hakkında Kanun
d. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu
e. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu
27. Aşağıdakilerden hangisi Çocuklar için denetimli serbestlik hizmetleri kapsamında değerlendirilir?
a. Sivil toplum kuruluşlarında çalışma
b. Islah evlerine yerleştirilme
c. Eğitim ve eğitime devam ettirme çalışmaları
d. Para cezasına çarptırılma
e. Hiçbiri
28. Sosyal hizmet sosyal refah alanında kanun ve mevzuatı ve kanun ile ilgili profesyonellerin eğitimine odaklanan uygulama ortamlarında yasalar çerçevesinde kendi mesleki değerleri bağlamındaki çalışmalara ne ad verilir?
a. Tıbbi sosyal hizmet
b. Klinik sosyal hizmet
c. Okul sosyal Hizmeti
d. Adli sosyal hizmet
e. Orduda sosyal hizme
29. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de Ceza Adalet Sisteminde yer alan Sosyal Hizmet Uzmanının Rol ve sorumluluklarından biri değildir?
a. Çocuk ve aile mahkemeleri
b. Denetimli serbestlik
c. Çocuk izlem merkezleri ve adli görüşme odaları
d. Kadın sığınma evleri
e. Sosyal Yardım Vakfı
30. Ceza infaz sistemi alanında, radikal sosyal hizmet uzmanları toplum temelli aşağıdaki müdahalelerden hangilerini yapma fırsatına sahiptir ?
a. Suçluların cezalandırılmasındaki hizmetleri hızlandırmak
b. Mahkemelerde bilirkişilik yapmak
c. Güçlendirme odaklı programları geliştirmek ve teşvik etmek ve bu çabaları toplum gelişimi ve sosyal eylemle ilişkilendirmek
d. Sosyal yardımlar için finans sağlamak
e. Mağdurlara bağış toplamak
Sosyal Çalışmacı Ünvan Değişikliği Sınavı Konular ve Çıkmış Sorular 32






