Görgü Kuralları ve Nezaket 1 Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 3
Görgü Kuralları ve Nezaket 1 ders kitabının 3. sayfasında yer alan İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık, vatan sevgisi ve milli birlik duygularını yansıtan en önemli metinlerden biridir. Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilen İstiklal Marşı, Türk milletinin Kurtuluş Savaşı sırasındaki azmini, inancını ve kararlılığını şiirsel bir dille anlatmaktadır.
Bu sayfada, marşın tamamı yani 10 kıtası yer almaktadır. Genellikle resmi törenlerde ilk iki kıtası okunur, ancak bu kitapta tüm kıtaların verilmiş olması, öğrencilerin marşın tamamını tanımasını ve anlamasını sağlamak açısından son derece değerlidir. Öğrenciler, sadece marşın sözlerini ezberlemekle kalmamalı, aynı zamanda her kıtada geçen kavramların ne anlama geldiğini, hangi duyguları ifade ettiğini de öğrenmelidir.
İstiklal Marşı, görgü, nezaket ve milli bilinç açısından da önemli bir yere sahiptir. Çünkü marşta vatan sevgisi, özgürlük, fedakârlık, dinî ve milli değerler gibi önemli temalar yer alır. Bu da öğrencilerin hem bireysel hem toplumsal değerlerini güçlendirmeye katkı sağlar. Kitabın bu sayfasında İstiklal Marşı’na yer verilmiş olması, hem milli kimlik kazandırma hem de saygı, sevgi ve sorumluluk duygularının pekiştirilmesi açısından son derece anlamlıdır.
Bu yönüyle Görgü Kuralları ve Nezaket 1 kitabı, yalnızca bireyler arası ilişkilere değil; bireyin milletiyle ve değerleriyle kurduğu ilişkiye de vurgu yapan bir içeriğe sahiptir.
İSTİKLAL MARŞI
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım,
Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım,
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
Mehmet Akif ERSOY