Etik ve Sosyal Hizmet Etiği

Etik ve Sosyal Hizmet Etiği
19
A+
A-

Meslek etiği, “bir görevi yerine getiren bireylerin, iş ilişkisi kurdukları kişilere karşı davranışlarını düzenleyen ve onların davranışlarının etik çerçevede nasıl olması gerektiği konusunda yol gösteren kurallar ve ilkeler bütünü” olarak ifade edilmektedir (Arslan, 1998). Kut’a (1988) göre; bir mesleğin ahlak ilkeleri, mesleğin güvencesi konumundadır ve bu yolla toplumun mesleğe olan güveninin sürekliliği sağlanır. Mesleğin böyle bir güvenden yoksun olması, mesleki alanını korumasını engeller. Mesleki ahlak kuralları açıktır, sistematiktir ve bağlayıcıdır. Bu kurallar, müracaatçı ve meslek elemanının arasındaki ilişkiyi tanımlamasının yanı sıra sosyal hizmet uzmanının meslektaşlarıyla arasındaki ilişkileri de ele almaktadır.

Etik ilkeler; insan haklarını ve sosyal adaleti temel alan, bireysel ve toplumsal yararı gözeterek insanın kendini geliştirmesine ve toplumun gelişmesine katkıda bulunmasına önem veren, gelişme için gerekli koşullar ve olanakları toplumun, devletin ve hükümetin sorumluluğu olarak gören bir anlayışı gündeme getirmektedir. İnsanın ve toplumun gelişmesini haklar temelinde ele alan, kurumlaşmayı ve uygulamaları ona göre açıklayan değerler sistemi etik ilkeleri oluşturmaktadır (Cılga, 2004). Meslek etiği, Levy (1976) tarafından “değerlerin eyleme geçmiş hali” şeklinde tanımlanmıştır ve mesleki uygulama için mesleğin en önemli değerlerinden elde edilen ilkelere işaret etmektedir.

Sosyal hizmetin temel değerlerinden, sosyal hizmetin müdahale sürecinde uygulamalara rehberlik edecek bazı temel ilkeler ortaya konur. Bu temel ilkeler evrensel nitelikte olabileceği gibi, kültürel görelilik anlayışıyla, her toplumun kendi kültürel yapısına uygun olarak hazırlanan ilkeler de olabilir. Sosyal hizmet uygulamalarında etik ilkelerin öncelikli işlevi, müracaatçının kendisine ilişkin kararları kendisinin almasına saygı duyulmasına, adil ve doğru eylemde bulunulmasına rehberlik ederek müracaatçının müdahale sürecinin olası sonuçlarından zarar görmesinin önüne geçilmesidir (Özateş, 2010). Sosyal hizmet uygulamalarında etik ilkeler, mesleki müdahale sürecinin iskeleti olarak nitelendirilebilir. Müdahale sürecinin aksamadan ilerletilebilmesi, sosyal hizmet uzmanının mesleğin etik ilkelerine bağlılık derecesiyle doğru orantılıdır.

İlk etik kurallar Mary Richmond tarafından hazırlanmış ayrıca mesleğin ilk yıllarında bazı sosyal hizmet örgütleri, mesleğin etik kurallarını oluşturma gayretini göstermişlerdir ancak 1947 yılına kadar resmî olarak etik kurallar oluşturulmamıştır. Dernek kurulduktan beş yıl sonra, 1960 yılında ilk etik kurallar oluşturulmuştur. Mesleğin tarihine bakıldığında, mesleğin temel değerlerinde önemli değişiklikler olduğu görülmektedir. Sosyal hizmet uzmanları aşamalı olarak çevresel faktörlerin bireyleri şekillendirdiğini ve fırsatları sınırlandırdığını fark etmeye başlamıştır. Yerleşim evleri hareketi, 1930’lu yılların büyük ekonomik kriz döneminde sosyal hizmet uzmanlarının sosyal ve ekonomik sorunlara yönelmesine neden olmuştur. Bu koşullar insanların yoksulluk çekmelerine sebep olurken bu sürecin sonucunda müracaatçıların kişisel ahlakı konusuna daha az, sosyal değişme ve imkânların artırılması konularına ise daha fazla önem verilmeye başlandı (Reamer, 1983).

20. yüzyılın başlarında, sosyal hizmet uzmanlarının odağı yoksul insanların ahlaki değerleri üzerinde yoğunlaşmışken sosyal hizmetin mesleki anlamda yerleşmeye başladığı 20. yüzyılın sonlarında mesleğin ve uygulayıcılarının ahlak değerlerinden çok müracaatçının ahlaki değerleri üzerine odaklanılmıştır. Bu evrede genel itibariyle sosyal hizmet uzmanlarının ilgisini bireylerin ve sosyal sorunların yapısal ve çevresel nedenleri üzerine, özellikle de sosyal adalet ve sosyal reformu gerçekleştirmek amacıyla sosyal hizmet uzmanlarının etik sorumlulukları konusuna yönelttiği görülmektedir (Reamer, 1998). Duyan’a (2010) göre; bu değişimin temelinde, bireylerin karşılaştığı sorunların içinde bulundukları toplumsal yapıdan etkilendiği varsayımı yatmaktadır. Bu durum, son tahlilde, bireysel konular ve toplumsal sorunlar arasındaki tartışmanın da bir ürünü olarak değerlendirilebilir.

Sosyal hizmet uzmanları yoksulluk, yetersiz konut, sağlık sorunları, madde kullanımı ve şiddet ile ilgili sorunların meydana geldiği çevrenin de etkisini, karşılıklı ilişkisini belirlemek için sosyal reform çalışmalarına yönelmiştir. Sonraki yıllarda sosyal hizmet uzmanlarının çeşitli müdahale kuramları ve stratejileri, eğitim programları ve eğitim modelleri geliştirmelerine bağlı olarak müracaatçıların ahlak değerlerine vurgu giderek azalmıştır. Her meslek, uygulama sürecinde alınan kararlara ve eylemlere yol gösterebilecek temel ilkelere sahiptir. Bu temel ilkeler, sosyal hizmet mesleği açısından ele alındığında, müracaatçının karakteri, müdahale süreciyle birlikte ortaya çıkan şartlar ve sosyal hizmet uzmanları tarafından varsayılan roller göz ününde bulundurulmaksızın her mesleki vakada uygulanır. Ayrıca bu temel ilkeler, müdahale süreci için seçilen kuramlardan, modellerden ve tekniklerden bağımsızdır (Sheafor ve Horejsi, 2015).

Osmo ve Landau (2006) sosyal hizmetin etik ilkelerini;

1- Eşitlik ve Eşitsizlik,
2- Hakkaniyet,
3- Gizlilik ve Mahremiyet,
4- Yaşamın Korunması,
5- Bireyin İyiliği ve Yararı,
6- Doğruluk ve Tam Bilgilendirme,
7- Özerklik ve Bireysel Özgürlük,
8- Yaşam Kalitesi,
9- Temel İnsani Gereksinimlerin Karşılanması,
10- Toplumun İyiliği ve Yararı,
11- En Az Zararı Görme,
12- Yasalara ve Düzenlemelere Uyma Yükümlülüğü olmak üzere 12 başlık altında ele almıştır.

Sosyal hizmet etiği; mesleki müdahalesinde doğru eylemin ne olduğunun belirlenmesi üzerinde duran, modern yaşamın insan ilişkilerinde ortaya çıkardığı değişimlerden etkilenerek gelişen, karar verme sürecinde etik kaygıları ön plana alan etik ilke ve değerler temelinde kurulu bir alandır (Özateş, 2010). Sosyal hizmetin etik ilkeleri, sosyal hizmetin temel değerlerinden beslenerek müracaatçılara sunulan hizmetlerin fayda düzeyinin artırılması açısından ve ortaya çıkabilecek zararların önlenmesi bakımından değerlidir. Bununla birlikte etik ilkeler müracaatçının haklarının korunması bakımından önemli olduğu kadar sosyal hizmet uzmanının kendini güvende hissetmesi bakımından da öneme sahiptir.

Temel değerler ve onlardan kaynağını alan ilkeler, insan yaşamının bağlamı ve karmaşıklığı içinde dengelenmek zorundadır. Bu ilkeler Amerikan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinin 1996 yılında yapmış olduğu Delege Toplantısında kabul edilmiş ve 1999 yılında yapılan toplantıda yeniden düzenlenmiştir. Konu ile ilgili açıklama yapılırken önce sosyal hizmetin temel değeri belirtilmiş ardından bu değere karşılık gelen etik ilke ortaya konulmuştur.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.