5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 49

5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 49
30
A+
A-

dedi içinden. Elleri tetikte, gözü düşmanda beklemeye devam etti. Biraz sonra tam kalbinin üstünde bir sızı duydu. Hemen eliyle göğsünü yokladı. Eli kana bulanmıştı.

— Ben vurulmuşum!

Arkadaşı Erzurumlu Arif, hemen elbisesinin düğmelerini açtı. Gördükleri karşısında dehşete kapıldı. Çünkü Mustafa’nın vücudundan oluk oluk kan akıyordu.

— Vurulduğumu hiç anlayamadım.
— Taze yara böyledir. Kan henüz sıcak olduğu için bir şey anlamamışsın.

Mustafa üşüyordu. Demek ki acısı artacaktı.
— Arif kardeşim! Ya düşman?..

Arif:

— Geliyorlar, dedi. Hem de hızla…
— Bana tüfeğimi verir misin?
— Mustafa, senin tüfek tutacak hâlin mi var?
— Olsun, ölürsem de silahım elimde öleyim. Silahımı ancak ben öldükten sonra alsınlar Arif…
— Haydi, ölümü düşünme şimdi!

Mustafa bu sözleri duyamadı. Bayılmıştı. Bunun üzerine Erzurumlu Arif arkadaşını sırtladı. Onu biraz ileri götürüp siperin içine yatırdı. Hemen yerine döndü. Dönmesiyle bulundukları yere bir top mermisinin düşmesi bir oldu. Ortalık cehenneme döndü. Hızla gelen düşman gemilerinin bombardımanını görünce bekleyip yavaş yavaş geri çekilmeye başladılar. Çünkü kendi gemilerinin bombardımanında can vermek istemiyorlardı.

Bombaların şiddetli gürültüsü az sonra yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Mustafa kendine gelir gibi oldu. Yerinden güçlükle doğrularak etrafına bakındı. Silah arkadaşlarının hepsi yatıyordu. “Uyuyorlar herhâlde.” dedi. Sürünüp bakmak istedi. Yanı başında Elâzığlı Hasan Onbaşı’yı gördü. Eli tetikte, düşmanın olduğu tarafa bakıyordu. Yanına iki üç tüfek daha almıştı. Mustafa ona seslenmek istedi. Âdeta inler gibi konuştu.

— Onbaşı’m…

Mustafa dudaklarını bile aralayamadı. Konuşmak istiyordu ama konuşamıyordu. Hayal meyal gördüğü kadarıyla Hasan Onbaşı yanından hiç ayrılmıyordu. Mustafa’nın tam anlayamadığı bazı şeyler söylüyordu.

— Çok kan kaybediyorsun dostum. Konuşup kendini yorma. Şu düşmanın ne yapacağını bir anlayabilsem. İşte o zaman geri seni siperlere götürebilirim.

(…)

Fakat Mustafa’nın kanaması artıyordu. Yarası gittikçe ağırlaşıyordu. Bir ara şuuru açılır gibi oldu.
— Karanlık olmuş Onbaşı’m, diyebildi.

(…)

Elâzığlı Hasan Onbaşı, Mustafa’yı omuzladı. Yavaş yavaş yürümeye başladı. Sonra yerde yatan şehitlere dönüp,

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.