5. Sınıf Fen Bilimleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 3

İstiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli marşıdır. Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini simgeler.
Yazarı:
Mehmet Akif Ersoy
- Şair, veteriner hekim, öğretmen ve milletvekilidir.
- Marşı yazarken “para ödülü” teklif edilmiş, fakat kabul etmemiştir.
- Marşı “Kahraman Ordumuza” ithaf etmiştir.
Bestecisi:
Osman Zeki Üngör
- Orkestra şefidir. 1924’te bestelemiştir.
- Marşın düzenlemeleri Cumhuriyet döneminde Edgar Manas tarafından yapılmıştır.
Kabul Tarihi:
12 Mart 1921
- Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir.
- Kurtuluş Savaşı’nın devam ettiği dönemde yazılmıştır.
İçeriği ve Teması:
- Bağımsızlık, vatan sevgisi, özgürlük, inanç ve mücadele ruhunu işler.
- Toplam 10 kıtadan oluşur, ancak ilk iki kıtası resmi törenlerde söylenir.
İstiklal Marşı’nın Özellikleri:
- Hece ölçüsüyle yazılmıştır (11’li hece ölçüsü).
- Aruz vezni değil, milli vezin tercih edilmiştir.
- Lirik, coşkulu ve milli duyguları kamçılayan bir şiirdir.
- Türk milletinin özgürlük ve istiklale olan tutkusunu simgeler.
İSTİKLAL MARŞI
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım,
Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım,
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!






