5. Sınıf Almanca Çalışma Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 4

5. Sınıf Almanca Çalışma Kitabı – MEB Yayınları Sayfa 4’te yer alan metin, Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sidir. Bu hitabe, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün gençlere bıraktığı en önemli manevi miraslardan biridir. Almanca öğretimine yönelik bir ders kitabında bu metne yer verilmesi, kitabın sadece bir dil öğretme aracı olmadığını; aynı zamanda millî bilinci, tarihsel sorumluluğu ve Atatürk ilke ve inkılaplarını aktarma görevini de üstlendiğini göstermektedir.
Gençliğe Hitabe, Atatürk’ün 20 Ekim 1927 tarihinde Büyük Nutuk‘unu bitirdikten sonra, Türk gençliğine seslenerek yazdığı güçlü bir çağrıdır. Bu metin, gençliğe verilen tarihi görev ve sorumlulukları açıklar. Atatürk, Türk gençliğinin birinci vazifesinin Türk istiklâlini (bağımsızlığını) ve Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek korumak ve savunmak olduğunu vurgular.
Metinde; ülke her açıdan zor bir durumda olsa bile, gençliğin bu görevi şartlar ne olursa olsun yerine getirmesi gerektiği ifade edilir. Vatan topraklarının işgal edilmiş, orduların dağıtılmış, yöneticilerin gaflet ve hatta ihanet içinde olabileceği gibi en kötü senaryolar bile sıralanır. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen gençliğin asla vazgeçmemesi gerektiği ve bunun için ihtiyaç duyduğu gücün “damarlarındaki asil kanda” mevcut olduğu belirtilir. Bu ifade, Türk gençliğine olan inancın ve güvenin sembolüdür.
Bu sayfa, öğrencilerin Atatürk’ün gençliğe olan güvenini ve tarihsel sorumluluk bilincini anlamaları açısından çok önemlidir. Almanca ders kitabında bu gibi metinlere yer verilmesi, hem dil eğitimi ile değerler eğitiminin birlikte yürütülmesini sağlamakta hem de öğrencilerin millî kimliklerini unutmadan evrensel bilgi ve becerilerle donanmasını hedeflemektedir. Ayrıca Atatürk’ün vizyonunu ve düşünce yapısını kavrayan bir gençliğin, sadece akademik değil aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bilinç yönünden de gelişmiş bireyler olarak yetişmesi hedeflenmektedir.
GENÇLİĞE HİTABE
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve hâricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK






