1. Sınıf Türkçe İlk Okuma Yazma Kitabı 1. Kitap Cevapları Meb Yayınları Sayfa 161

1. Sınıf Türkçe İlk Okuma Yazma Kitabı 1. Kitap Cevapları Meb Yayınları Sayfa 161
22
A+
A-

Görseli inceleyelim. Dinleyeceğimiz metni görselden hareketle tahmin edelim.

ATATÜRK’ÜN KÜÇÜK KULÜBESİ

Atatürk yorulduğu zaman biraz dinlenmek için çok sevdiği atıyla gezintiye çıkıyordu. Ata binmeyi çok seviyordu. Söğütüzü kıyılığına geldiğinde küçük bir dere gördü. Derenin içi yanında yüz kadar söğüt ağacı vardı. Her taraf yemyeşildi. Söğüt yapraklarının hışırtısıyla derenin sesi birbirine karışıyor, insana tatlı bir ninni gibi geliyordu. Atatürk, temiz havayı derin derin içine çektikten sonra, buraya bir kulübe yapsak ne kadar iyi olurdu, dedi.

Tek odalı, küçük bir kulübe, yürüyüş sonrası oturup dinlenmek, bir kahve içmek ne kadar keyifli olurdu. Yanındakiler, hemen yaparız paşam, dediler. Atatürk, sevinçli bir şaşkınlıkla onlara baktı. Olur mu, yapabilir miyiz, diye sordu.

Yaparız paşam. Atatürk çok sevindi. Ankara’da yorulduğu ya da sıkıldığı zaman başını dinleyebileceği bir kulübesi olacaktı. Yanındakiler hemen derenin iki yanına baktılar. Söğütlerin arasında dolaştılar. Sonra da bir yeri göstererek, ”Buraya yapabiliriz.” dediler. Kulübe için en uygun yer burası. Atatürk gösterilen yere baktı. ”Burada söğütler var. Nasıl olacak?” diye sordu. Yanındakiler, ”Burada söğüt çok paşam.” dediler. ”15-20 tanesini keseriz.”

Atatürk’ün kaşları çatıldı. Ben bir kulübe sahibi olacağım diye siz buradaki 15-20 söğüt ağacını keseceksiniz, öyle mi? diye çıkıştı. Yanındakiler, Paşam, kulübe için en uygun yer burası, dediler. Atatürk yeşil söğütlere baktı. Pırpır eden yapraklara baktı. Dallarda oynaşan serçelere baktı. Uçuşan kelebeklere baktı. İstemem, vazgeçtim kulübeden, dedi.

Yanındakiler hem şaşırdılar hem de üzüldüler. Atatürk, yorgunluk atmak için küçük bir kulübesi olsun istemişti. Ama söğütlerin kesilmesini istemediği için bunu yapamıyorlardı. Herkes yeniden nasıl yapabiliriz, nasıl yapabiliriz diye düşünmeye başladı. Bir süre sonra Atatürk, benim aklıma başka bir şey geliyor ama bilmem olur mu, dedi.

Biraz aşağıya yeni çukurlar açsak, buradan köklerine zarar vermeden sökeceğimiz 15-20 söğütü oraya diksek, tutar mı acaba? Yanındakiler hemen atıldı. Tutar paşam, söğüt nazlı bir ağaç değildir. Nereye diksen hemen orada kök salar, tutar, yeşerir. Yeşerir diyorsunuz, öyle mi? Yeşerir paşam. O zaman yarın başlayalım. Atatürk, yalnız, dedi. Ben görmeden ağaçlara dokunulmayacak. Yarın ben de burada olacağım.

Akşam Çankaya’daki evine döndüğünde, tarım okulu öğretmenlerinden Zihni Bey’i çağırttı. Sen ne diyorsun? Böyle yapsak tutar mı söğütler? diye sordu. Zihni Bey, tutar paşam, deyince Atatürk rahatladı. Önce Atatürk’ün gözetiminde 500 metre aşağıya büyük, geniş çukurlar açıldı.

Sonra Söğüt ağaçları köklerine zarar vermeden yerlerinden çıkartıldı. İlk Söğüt yeni yerine dikildi. Ağacın can suyunu Atatürk kendi elleriyle verdi. Küçük kulübenin temeli atıldı. Duvarlar hızla yükseldi. Küçük kulübe kısa sürede tamamlandı. Atatürk küçük kulübesini görmeye gittiğinde ilk iş olarak yeri değiştirilen Söğütlere baktı. Söğütler canlıydı, yeşildi, yaprakları küçük esintide pır pır ediyordu. Dallarında kuşlar cıvıldıyordu. Atatürk çok keyiflendi.

Süleyman Bulut

Dinlediğimiz metnin konusunu bulalım, tahminimizle karşılaştıralım.
Dinlediğimiz metni telaffuza dikkat ederek anlatalım.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.