Görgü Kuralları ve Nezaket 1 Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 4

Görgü Kuralları ve Nezaket 1 Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 4
23
A+
A-

Görgü Kuralları ve Nezaket 1 ders kitabının 4. sayfasında yer alan Gençliğe Hitabe, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine bıraktığı tarihî ve manevi bir vasiyettir. 20 Ekim 1927 tarihinde, Atatürk’ün Büyük Nutuk adlı eserinin sonunda yer verdiği bu hitabe, gençlere duyulan güvenin ve verilen büyük sorumluluğun ifadesidir.

Gençliğe Hitabe, Türk milletinin geleceğinin gençlerin elinde olduğunu vurgular. Ülkede iç ve dış tehditler olsa bile, gençliğin görevi her zaman Cumhuriyet’i ve bağımsızlığı korumak olacaktır. Atatürk bu hitabeyle, Türk gençliğini yalnızca bugünün değil, yarının da sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak görmüş ve onlara büyük bir görev yüklemiştir. Bu anlamda gençliğe duyulan güven, aynı zamanda geleceğe olan inancın da bir göstergesidir.

Kitapta Gençliğe Hitabe’ye yer verilmiş olması oldukça anlamlıdır. Çünkü görgü ve nezaket gibi bireysel davranışların ötesinde, toplumsal sorumluluk bilinci de ahlakî eğitimin bir parçasıdır. Gençliğe Hitabe, yalnızca ezberlenecek bir metin değil; içselleştirilip hayatın her alanında rehber olarak kabul edilecek bir ilke bildirgesidir.

Ayrıca bu hitabenin bu yaş grubundaki öğrencilere erken yaşta sunulması, onların milli bilinç, vatanseverlik, özgürlük ve sorumluluk gibi değerlere daha erken yaşta sahip çıkmalarına olanak tanır. Bu yönüyle kitap, sadece bireysel görgü kurallarını değil, aynı zamanda ulusal bilinç ve toplumsal sorumluluk duygusunu da güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu da dersin kapsamını ve kitabın amacını daha da derinleştirmektedir.

GENÇLİĞE HİTABE

Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve hâricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.