Sağlık Bakanlığı Sosyal Çalışmacı Ünvan Değişikliği Konu Özetleri 11

SOSYAL HİZMET ALANLARI VE HEDEF KİTLESİ
Yaşlılık, fizyolojik bir olgu olup, fertlerin fizikî ve ruhî güçlerinin geri dönülmez bir şekilde kaybolması sürecidir. WHO’ya göre; 25–64 yaş, yetişkinlik; 65-74 yaş, yaşlılık; 75- 89 yaş, ihtiyarlık evresidir. Yaşlılık; bireyin fiziksel ve bilişsel fonksiyonlarında bir gerileme, sağlığın, gençlik ve güzelliğin, üretkenliğin, cinsel yaşamın, gelir düzeyinin, saygınlığın, rol ve statünün, bağımsızlığın, arkadaşların, eş ve yakın ilişkinin, sosyal yaşantının ve sosyal desteklerin azalması ve kaybı gibi bu döneme özgü pek çok sorunun yaşandığı kayıplar dönemidir.
Yaşlanma Türleri
- Kronolojik Yaşlanma: Doğum yaşı ya da takvim yaşı olarak ifade edilebilir. Genellikle kronolojik olarak 65 yaş ve üstünde olan kişiler, yaşlı olarak kabul edilmektedir.
- Biyolojik (Fizyolojik) Yaşlanma: Organlar düzeyinde fonksiyon azalması, dokularda yıpranma ve tahribatın artması. Dışarıdan görülen saçların ağarması, derinin buruşması biyolojik yaşlanmanın işaretlerindendir. İnsanın biyolojik yaşı, vücut yaşı olarak da ifade edilebilir.
- Psikolojik Yaşlanma: Zekâ, hafıza ve duygu gibi alanlarda fonksiyon yitimi, bunun yanı sıra geçmişe özlem, geleceğe dair güvensizlik duygusu, kimi zamanda önceden gerçekleştirilemeyen idealler ve başarısızlıklar için üzülme biçiminde ortaya çıkar.
- Sosyal Yaşlanma: Ferdin, toplum içindeki hayatında, çalışma ve sosyal işlerinde gücünün ve yeteneğinin azalarak kaybolmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütüne göre gerontoloji, yaşlanma olaylarının biyolojik, sosyolojik, ekonomik ve çevresel bütün yönlerini bilimsel yöntemlerle inceleyen bir disiplindir. Geriatri, yaşlanmayı tıbbî açıdan değerlendiren, çok yönlü değerlendirme ile hastalıkların tedavisini hedef alan bir disiplindir.
Yaşlılara Dönük Sosyal Hizmetler
- Aracılık hizmeti
- Vaka yönetimi ve bakım yönetimi hizmetleri
- Aktif destek
- Birey ve aile danışmanlığı
- Yaş danışmanlığı
- Yaşlı günlük bakım hizmetleri
- Kriz müdahalesi hizmetleri
- Yaşlı koruyucu aile hizmetleri
- Yaşlı koruyucu hizmetleri
- Süreli bakım
- Ulaşım ve barınma desteği
- Hastane ve huzurevlerinde sosyal hizmet
Barınma ihtiyaçları karşılanamayan yaşlıların barınma ihtiyaçları, huzurevleri adlı kamusal veya özel kuruluşlarda devlet tarafından karşılanmaktadır.
Yaşlı Hizmetlerindeki Temel Esaslar
- Yaşlı insanlara götürülen sosyal hizmetlerin ve bakım hizmetlerinin standartlarını belirlemek.
- Yaşlıların özelliklerine göre, ihtiyaç duyulan hizmetlerin biçimini ve türünü tespit etmek, uygulamak, denetlemek ve ülke çapında yaygınlaştırmak.
- Yaşlı apartmanları ve(ya) yaşlılara dönük korumalı ikamet hizmetleri oluşturmak
- Yaşlı Danışma Merkezleri’nde psiko-sosyal destek hizmetleri sunmak.
- Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Kurumu hizmetleri sunmak.
ENGELLİLİK
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre engellilik, “Kişiden ya da bir bütün olarak vücuttan beklenilen davranışlar, yetenekler ve görevler olarak ifade edilen normal aktivitelerin yerine getirilmesindeki eksiklik ya da sınırlılık” tır. Sosyal hizmet açısından engellilik, bireyin hayatını düzene koyabilmesi ve sosyal görevlerini sorunsuz olarak yerine getirebilmesi için, özel ve sürekli olarak desteğe ihtiyaç duyması durumudur. Sosyal hizmet engelliliği hastalık değil bir durum olarak değerlendirir. Engellinin yetersiz olduğu durumu dikkate alarak güçlendirerek yeteneklerini kullanmalarını sağlamaya çalışır.
Engelli Çeşitleri
- Ruhsal
- Zihinsel
- Bedensel
– Ortopedik
– Görme
– İşitme
– Konuşma
– Süreğen hastalar
Bakım Hizmetleri Türleri
- Tıbbî (Medikal)
- Sosyal
- Manevî (Moral)
Engellilerin bakımı kurumda ve evde bakım olarak iki ana temaya ayrılır. Kurum bakım hizmeti, resmî veya özel bakım merkezlerinde ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülmektedir. Engellilere ve ailelerine evde gündüzlü hizmet sunan aktif yaşam merkezleri bulunmaktadır. Bu merkezler; engelli bireylerin, yaşam kalitesinin artırılması ve sosyal hayata aktif katılımlarına katkı sağlanması amacıyla, engelli bireyler ile ailelerine rehberlik ve destek hizmeti ile evde gündüz bakım hizmeti sunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarıdır. Evde bakım hizmeti ise, engellinin evinde verilen profesyonel bakım hizmeti ile engellinin yakını tarafından verilen hizmetlerdir. Evde bakım hizmeti vermek üzere hastane, tıp merkezi, özel dal merkezi, poliklinik gibi özel sağlık kuruluşları bünyesinde bulunan birime evde bakım birimi denir.
SUÇLULUK (KRİMİNOLOJİ)
Suç kavramı Türk Dil Kurumuna göre “Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış” şeklinde tanımlanmıştır. Kriminologlara göre suç 4 bakışa göre incelenir. Bunlar: Yasal bakış açısına göre suç, siyasal bakış açısına göre suç, sosyolojik bakışa göre suç ve psikolojik bakışa göre suçtur.
Suçlu, kanunda suç olarak öngörülen bir fiili işleyen kişidir. Suçlular;
- Doğuştan suça eğilimli olanlar,
- Akıl hastalığı yüzünden suçlular,
- Suça alışkanlığı olanlar,
- İhtiras suçluları,
- Tesadüfen veya fırsat icabı suç işleyenler olarak kategorize edilebilir.
Tutuklu: Hukuk karşısında, suç işlediğine dair aleyhinde güçlü belirtiler ya da deliller bulunan, yasanın öngördüğü koşullarla ve yargıç kararıyla gözaltı süresinin bitiminden sonra özgürlüğünden yoksun kılınarak tutukevine konulan ve henüz suçu karara bağlanmamış, cezası kesilmemiş kişidir.
Tutuklama: Cezanın muhakemesi sırasında delillerin korunmasını, sanığın kaçmasının önlenmesi ve böylece muhakeme sonunda verilebilecek cezanın yerine getirilebilmesini amaçlayan bir koruma tedbiridir.
Ceza: Suçu işleyen kişiye mahkemenin uyguladığı yaptırım/suçlu kişinin gerçekleştirdiği kanun dışı eyleme karşı ödediği bedeldir.
Cezaevi: Hüküm giymiş kişilerin cezalarını çekmesi için hapsedildikleri yerlerdir.
İnfaz: İnfaz kavramı, yerine getirme, uygulama anlamına gelmektedir. Hukukî açıdan infaz ise yargı kararlarının yerine getirilmesini ifade etmektedir.
Mağdur, adlî açıdan suç teşkil eden bir fiilden zarar görmüş kişiyi ifade etmektedir. Viktimoloji kavramı ise suça maruz kalan kişilerin özelliklerini, suça maruz kalmalarında rol oynayan faktörleri, suçlu ile ilişkisini inceleyen bilim dalıdır. Mağduriyet kavramı türlerine göre; suç mağdurları, töre mağdurları, insan unsurlu felaket mağdurları ve doğal afet mağdurları şeklinde belirtilebilir.
SOKAK ÇOCUKLARI
Sokak çocukları; ebeveynin koruması ve bakımının yetersizliği sebebiyle, kısmen veya bütünüyle, kısa veya uzun bir dönem için sokaklarda yaşamak mecburiyetinde kalan 18 yaşın altında bulunan çocuklardır. Sokak çocukları; sıkıntı çeken aile çocukları, ailesi olmayan çocuklar, ailesi tarafından istismar edilen çocuklar, krizler yaşayan ailelerin çocukları, bağımlılık ve zararlı alışkanlıkları olan ailelerin çocuklarıdır.
Sokak çocuklarını iki kısımda değerlendirebiliriz:
Sokağın Çocukları: Bütünüyle sokağı mesken edindikleri için, geceleri ya da en azından bazı geceler evine dönmeyen, aile korumasından ve desteğinden bütünüyle veya büyük ölçüde mahrum olan çocuklar.
Sokaktaki Çocuklar: Ailesinin geçimine katkıda bulunmak veya kendi masraflarını karşılamak için, günün bir bölümünde sokakta çalışan, gecenin erken ya da geç bir saatinde evine dönen çocuklar.
UNICEF sokak çocukları kavramını çocukların aileleriyle olan ilişkilerinin düzeyine göre üç kategoride tanımlamaktadır:
- 1. Grup: Aileleriyle sürekli ilişkisi olan sokaktaki çocuklar. Günlerini sokakta çalışarak geçirseler de ailelerinin koruması ve denetimi altındaki çocuklardır.
- 2. Grup: Aileleriyle zaman zaman ilişki kuran sokaktaki çocuklar. Bu çocukların aile bağları zayıflasa da tümüyle kopmamıştır.
- 3. Grup: Aileleriyle hiç ilişkisi olmayan sokaktaki çocuklar. Genelde toplumun en yoksul kesiminde ve parçalanmış ailelerin çocuklarıdır.
Sokak çocuklarının en temel ortak özelliği, sosyal problemli ailelerin çocukları olmalarıdır.
Aile yapısı, yetişme tarzı gibi çeşitli problemler nedeniyle evden kaçan çocuklar, bu durumu alışkanlık hâline getirerek sokağı yaşam biçimi (kültür) olarak kabul etmektedirler. Gözden uzak, ıssız yerlerde, köprü altlarında ve terk edilmiş evlerde son derece kötü koşullarda ama olabildiğince özgür olduklarını sandıkları bir yaşamda her türlü tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Sosyal hizmetin temel ilkelerinin başında çocuğun aile ortamında yaşamını sürdürmesi ve yüksek iyilik hâlinin korunması yer almaktadır. Çocuklar fiziksel, sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan ebeveynlerinin koruma ve bakımına muhtaçtırlar.
Bu amaçla sosyal çalışmacılar özellikle sosyo-ekonomik düzeyin düşük olduğu, kırdan kente göç olgusunun yoğun olarak yaşandığı ve çalışmayan anne babaların yoğunlukta olduğu yerleşim birimlerinde ev ziyaretleri ve aile toplantıları yaparak aileyi bilinçlendirmek, istismarcıların eline düşmesini önlemek ve kullanılmaktan uzak tutmakla görevlidirler.
Sosyal çalışmacılar çocukların kontrolsüz ve erişimsizlikleri dolayısıyla oluşmuş sorunlarının çözümü için psiko-sosyal destek ve rehabilitasyon hizmetleri vermektedirler. İlk adım istasyonunda uyum sürecini tamamlayan, sokakta yaşayan fakat madde kullanmayan çocukların, doğrudan sosyal rehabilitasyon merkezlerine havale edilmesi sağlanır. Sosyal rehabilitasyon merkezinde çocuklar, sorumluluk alma alışkanlığını kazanacak etkinlikler aracılığı ile örgün eğitim veya meslekî eğitime dâhil edilmektedir.
Sokakta Sosyal Hizmet (Mobil Sosyal Hizmetler)
Mobil sosyal hizmet uygulaması, şiddete meyilli gençlerin çevreye zarar vermesini önleyen, dış mekânlarda uygulanan sosyal çalışmadır. Bu hizmetin hedef kitlesi; sokak çocukları, şiddete meyilli olan veya şiddet gösteren gençler, AIDS’li insanlar, fahişeler, madde bağımlıları, alkolikler, evsizler, yabancılar ve azınlıklar gibi gruplardır.
Bu hizmetin hedefleri: Hayatla mücadelede gençlere yardımcı olmak, gençlerin hayat şartlarını iyileştirmek ve onları topluma kazandırmak, aile-çocuk ilişkilerinin düzeltilmesinde yardımcı olmak, gençlerin şahsiyetli ve ahlâklı fertler olmasını temin etmek, gençlere iş veya meşguliyet imkânları sunmak, şiddet oluşturan ortamdan uzaklaştırmak ve davranışlarını sosyal kontrol altında tutmak, gençleri Gençlik Merkezleri’ne yöneltmek.
EVSİZLER
Evsizlik, bireyin sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşayabileceği meskene sahip olmaması durumudur. Evsizlik; yoksulluk, işsizlik, göç, kentleşme, engellilik, toplumda aktif bir role ve işleve sahip olamama, madde kullanımı gibi sorunların sonucu olarak da ortaya çıkmaktadır. Evsizlik, bireyselden ziyade sosyal bir sorundur.
Evsizler; zamansal, coğrafî ve tipografik olarak üç ana sınıfta toplanabilir.
- Zamansalsınıflama : Evsizler tarih ve zamana bağlı olarak gruplara ayrılır.
- Epizodik evsizler: Evsiz kalabilme olasılığı yüksek olan ve zaman zaman evsiz kalan kişilerdir.
- Geçici evsizler: Belli bir süre evsiz kalan kişilerdir.
- Kronik evsizler: Evsizliği bir yaşam biçimi olarak seçen kişilerdir.
- Marjinal evsizler: Marjinal evsizler daha çok madde bağımlısı ve/veya akıl hastası olarak kabul edilmektedir.
- Döngüsel evsizler: Evsiz kalıp sonra evsizlikten çıkan fakat sonra yeniden evsiz kalan ve bunu döngüsel bir şekilde kısa süreler içerisinde tekrarlayan kişilerdir.
- Coğrafî Sınıflama: Bu gruptaki evsizler dört türlüdür. Sokak topluluğu, evsizlere yönelik hostel veya barınaklarda kalanlar, otel veya oda-kahvaltı veren barınaklar gibi geçici yerleşim mekânlarında uzayan süreler ile kalan aileler, başkaları ile yaşayanlar.
- Tipografik Sınıflama: Bireylerin özellik ve ihtiyaçlarına göre tasnif edilirler. Bu grubun türleri ise; sokak popülasyonu, orta yaşta erkeklerden oluşan süreğen alkolikler, süreğen psikotik hastalar, duruma bağlı olarak dış güçlerin kurbanı olarak stres altındakiler, evsiz aileler, vsiz, bağlantısız gençler.






